İçimdeki Gölge Dilsiz
--------------------------------------------------------------------------------
Kuşkulu bir kuşun kanatlarını kırması gagasıyla, kanaması.
Bu gök yüzü sürüngenlerin tarihini ezbere bilen bir nesilin gözlerinde azalıyor, Aklımdaki giyotinden geri dönmüyorken hiçbir kelime…
Yazmak günahımı bağışlatmıyor tanrıya,
Tanrınıza şu tanıdığınız yabancılığınıza
Dilimle bıraktığım işaretlerle buluyor gölgemi devriyelerin ışığı,
İçim kör.
Ayaklarıma ve aylaklığıma çarpıyor bütün sesler,
Sesler zorluyor kulağımı bir sızı ki sormayın…
Her bir soru işaretini silip ünlem yapmak istiyorum,
İstediklerimin kurbanıyım külüm saçlarıma yapışmış
Kirli sularla arınıyor ve arıyorum.
Gözlerin bir boğulmak.
Kalbimin içinde unutuyorum kalbim diye taşıdığım etimi,
Kalbim bir et parçası parçalanmış bakışların ışığında,
Unuttuğum bir gerçeklik bu nerden çıktı ki bu sır!
Sur diplerinde sıradan geçiriliyor her bir dokunuş,
Yarım olanlar atılacak aşağıya diğerlerinin yanına…
Diğerleri var insanın kendisindeyken garip,
Bir başkası için kendisi diğeri oluyorken ve hiç yaşamamış gibi ölüyorken
Bir beğenmişlik bir ukalalık ki kafasını çıkarıp çıkarıp kaçıyor…
Siz gördünüz mü?
Siz de ilgilendirmiyorsunuz beni aslında, sizin içinizdekilerde…
İçim kör ve göremiyorum ama dokunsam anlaya bilirim.
Bilirisiniz her yara önce kabuğuyla yüzleşir.
Yüzleşe de bilirim bu gece kendimle,
Bir esmerlik sızacak gözlerimden
Kapasam ışıkları kesilmiş köylerin kar sesi gelecek kulağıma
Ne gece ne gündüz kar’ ın beyazlığı yetecek…
Üşüyor sözler.
İçimde bir gölge dilsiz, susan bir çölün vahasına aşina kalıyor…
Yürüdükçe üşüyor ellerinin arasındaki sesin,
Yürüdükçe büyüyor marşlar…mayısa daha var.
Isınıyorum yaslanınca saçlarına, dolaşınca düğümü çözmüyor ellerim.
Yeteneksiz bir tutku bu, hangi notaya dokunsam cılız bir ses geliyor.
Sana dokunsam çığlık içim…
Duyamıyorum!
Duyamıyorum…
İçimdeki gölge dilsiz dokunamıyorum!...
Alıntı
__________________