|
Merhaba! ( Giriş — Kayıt) Zaman: 05-09-2008, 09:21 AM
|
|
|
Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi
|
| Yazar |
Mesaj |
merdo
Super Moderator
     
Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum:
Çevrimdışı
Reputation: 18
Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
|
Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi
Hıristiyanlık nedir
Sual: Hıristiyanlık hakkında bilgi verir misiniz?
CEVAP
İncil’de Allah’ın bir olduğu, Hazret-i İsa’nın, Allah’ın kulu ve Resulü olduğu yazılı idi. Hazret-i İsa’nın hak olan dini, az zaman sonra Yahudiler tarafından sinsice değiştirildi. Yahudi Bolüs [Pavlos], İsevi görünerek, hakiki İncili yok etti. Sayısız İncillerin yazılmasına sebep oldu. Büyük Kostantin, bütün İncilleri birleştirmek için, miladi 325’de, İznik’te 319 papazı toplayıp, yazdırdığı yeni İncile eski dini olan putperestlikten de birçok şey sokturmuş, yeni bir Hıristiyanlık dini kurmuştu.
Hazret-i İsa’nın ve Barnabas’ın yazdığı İncil’de Allah’ın bir olduğu bildirilmişti. Eflatun’un 3 tanrı fikri de yeni İncile kondu. Papaz Aryüs = Arius, bu yeni İncillerin yanlış olduğunu, bildirince aforoz edildi. Yeni Hıristiyanlık Arius’ün mezhebinden farklı idi. 6 defa meclis kurulup, yeni İnciller ortaya çıktı. Papaz Luther Martin ve Calvin son değişiklikleri yaptı. Bu yeni İncile inanan Hıristiyanlara Protestan denildi. Böylece, Hıristiyanlık, iyice değişti.
Yahudiler, Hazret-i İsa’yı katletmek isteyince, İncili yakıp, ortadan kaldırdılar. O zaman, İncil yayılmamış idi. Çünkü, Hazret-i İsa’nın peygamberlik zamanı 3 yıl olup, iman edenler de pek az idi, çoğu da, okur yazar değildi. 325’de birbirine uymayan 40-50 İncil vardı. Arius mahkeme edilirken, dördü hariç diğer İncillerin yasaklandığı kilise tarihlerinde yazılıdır. Matta İncilinin 15. fıkrasında, (Milletler yoluna gitmeyin ve Samiriyelilerin şehirlerine girmeyin) denildiği halde, 24. babın 14. fıkrasında, (İncil, bütün milletlere vaaz edilecektir) demektedir. Bunun gibi sayısız tenakuz vardır. Hıristiyan bilginleri, dört İncildeki tezatlar yüzünden şaşkınlık içinde kalıp, Ekharn, Kiser, Haysi, Ghabuth, Wither, Fursen gibi araştırmacılar, (İncillerde, ihtilaf çoktur) dediler.
Joseph Barnabas’ın yazdığı İncil, miladi 325’e kadar İskenderiye kiliselerinde okunuyordu. Papa 5. Sixtus, 1585-1590’daki papalık zamanında, bunu İbranice’den İtalyanca’ya tercüme ettirdi. Prusya kralının müşaviri J.F.Gramer, bunu bulup prens Öjene [Eugen’e] hediye etti. Bu ölünce kitaplar Hofbibliyotheke kondu. Bu el yazma İncil, Viyana imparatorluk kütüphanesinde hâlâ mevcuttur.
Bu İncilde Hazret-i İsa diyor ki:
Ben günah affedemem, günahları ancak Allah affeder. (Bab 71)
Ben, Allah’ın resulünün yolunu hazırlamak için geldim. Bu Resul, bir müddet sonra, İncil tahrif edilip inananların 30 kişi kadar kalacağı bir zamanda gelir. O zaman, Allah elçisini gönderir. Onun başının üzerinde beyaz bir bulut bulunur. O, putları kırar. Onun sayesinde, insanlar Allah’ı tanır. Ben de hakiki olarak tanınırım. (Bab 72)
O resul güneyden gelir. (Bab 96)
O resulün adı Ahmed’dir. (Bab 97)
[Kur’an-ı kerimde de bir âyet-i kerime meali şöyledir: (Meryem oğlu İsa, “Ben Allah’ın resulüyüm. Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı, benden sonra gelecek Ahmed isimli Peygamberi müjdeleyici olarak geldim” demişti.) (Saf 6)]
Barnabas İncili Allah’ın bir olduğunu bildirmekte ve teslisi yalanlamaktadır. Bugünkü İncillerde ve Ahd-i atikte de, bütün tahriflere rağmen, Hazret-i İsa’dan sonra bir Peygamber geleceği yazılıdır. 1886’da İstanbul’da Boyacıyan Agob matbaasında basılan Kitab-ı Mukaddesin Türkçe tercümesinin s.885’de, (O, gelince dünyayı günah, salah ve hüküm hususlarında ilzam edecektir) deniyor. Buradaki "O" nun Latince aslında, Paraclet yazılıdır. Bu kelime, Teselli edici demektir. Papazlar her şeye rağmen, (Benden sonra bir teselli edici gelecektir) ibaresini İncilden kaldıramadı. Pavlos’un yazdığı ve Hıristiyanların Kitab-ı mukaddesten kabul ettikleri mektuplardan "Korintoslulara 1.mektubun, 13/8 de, (Peygamberler sona erecek, diller de kaybolacak [Latince gibi], ilim iptal olacak [Ortaçağ ilmi gibi], ama O kâmil gelince, yarım kalan ve kusurlu olan bilgiler ortadan kalkacaktır) deniliyor. [Bu yazı Türkçe Kitab-ı Mukaddeste de vardır.]
|
|
| 03-03-2008 01:49 PM |
|
|
Tesekkür eden |
|
 |
merdo
Super Moderator
     
Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum:
Çevrimdışı
Reputation: 18
Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
|
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi
Bugünkü Hıristiyanlığın esasları
Sual: Bugünkü Hıristiyanlığın esasları nedir?
CEVAP
Hazret-i İsa 30 yaşında iken, Benî İsrail'e peygamber olarak gönderildi. Bozulan Yahudiliğin hükümlerini nesh edip yürürlükten kaldırdı. Hazret-i İsa'ya inanmayan Yahudiler, onu Romalılara şikayet etti. Kudüs'teki Romalıların Yahudi valisi Pilatus, Hazret-i İsa'nın yakalanıp çarmıha gerilmesini emretti. Havarilerden biri olan Yehuda, onu Romalılara ihbar etti. Askerlerle beraber yerini göstermeye gidince, Allahü teâlâ Yehuda'yı Hazret-i İsa'nın şekline çevirdi. Askerler aradıkları İsa'nın bu olduğunu sanarak, Yehuda'yı çarmıha gerdiler. O anda Allahü teâlâ Hazret-i İsa'yı göğe çıkardı.
Hak din olan İsevilik yayılmaya başlayınca, Yahudiler ile Yunanlılar ve Romalılar karşı çıktılar. Bolüs [Pavlos] adındaki bir Yahudi; Hazret-i İsa'ya inandığını söyleyerek asıl İncil'i yok etti. Ortaya çıkan kişiler 12 havariden ve Bolüs’ten işittiklerini yazdılar. Böylece birçok İncil meydana geldi. Yunan felsefesi ile yetişen Bolüs, Havarilerden Barnabas’ın yakın arkadaşı idi. Bozuk fikirlerini ona da aşılamak istedi, başaramayınca, açıkça düşmanlığa başladı. Bolüs, İsevi görünüp kendisini din âlimi tanıtarak; "İsa, Allah'ın oğludur" gibi birçok şeyler uydurdu. Şarabın ve domuzun helal olduğunu söyledi. Bolüs'ün "İsa'nın haça gerilmesi, hikmet ve kurtuluştur" diyerek ortaya attığı anlamsız iddia; bugünkü Hıristiyanlığın esas felsefesini teşkil etti.
Müslümanların kitaplarından alarak dünyanın güneş etrafında döndüğünü söyleyen Galile, İncillerdeki yanlış bilgiye göre, Engizisyonca müebbet hapse mahkum edildi ve gözleri kör olarak öldü.
Bugünkü Hıristiyanlıkta:
1- Her çocuk günahkâr doğar.
2- Hazret-i İsa, oğul Allah’tır.
3- Allah, insanların günahını affettirmek için, kendi oğlunu haçta öldürtmüştür.
4- İnsanlar, Allah’a dua edemez. Ancak papazlar dua edebilir ve insanların günahını affedebilirler.
5- Papa günahsızdır. Onun her yaptığı iş doğrudur.
Hıristiyanlığın tekrar doğru yola girmesi için, çeşitli çalışmalar yapılmış, reformlar meydana gelmiştir. Papaz Luther, Protestanlığı kurarak bazı düzeltmeler yapacağım derken, Hıristiyanlığı büsbütün bozmuştur. Kilise, toplumun maddi, manevi bütün hayatına hakim olmuştur:
a) Kilise günahları itiraf ettirir ve papazlar günah çıkarır.
b) Hıristiyanlıkta baba, oğul ve kutsal ruh adına vaftiz olmak kilisenin emridir.
c) Nikah kilisede kıyılır. Kilise dışında yapılan nikah geçersizdir.
Son zamanlarda Hıristiyanlıkta Allah inancı hususunda önemli gelişmeler olmaktadır. Katolik Kilisesinin ve Vatikan'ın ileri gelenleri ve bilim adamlarından meydana gelen bir heyetin 7 yıllık bir araştırma sonucunda hazırladığı Evrensel Kateşizm adlı el kitabında, Katoliklerin de İslamiyet’teki gibi "Tek Allah" inancında olmaları gerektiği belirtildi. Papalığın direktifi ile hazırlanan bu kitap 1992’de Fransa'da piyasaya çıktı. Hıristiyanların bu yeni el kitabının, şimdiye kadar bu amaçla hazırlanan diğer papalık yayınları arasındaki en önemli farkı, Allah inancının "Baba-oğul-Ruhül-Kudüs" şeklinde olmaması gerektiğinin açıkça belirtilmesidir. Kitapta (Allah’a yaratılmış varlıkların sıfat ve suretlerinin hiçbirisi yakıştırılamaz; çünkü Allah, tek yaratıcı olup ne erkek, ne kadın ne de insandı) denmekte, bu yeni inancın İslamiyet’teki Allah inancı gibi olması gerektiği açıkça belirtilmektedir.
İnsan hakları, yaratılış esasları ile cinsiyet konuları üzerinde durulan, Vatikan'ın bu yeni eserinde; "Huzurlu yaşamanın anahtarı Yaratan'ı benimsemek ve Tek Allah'ın varlığına inanmaktır" denilmektedir. Bu eser, bilim adamlarınca bir yaratıcıya inanma açısından çok önemli bir gelişme olarak kabul edilmektedir.
|
|
| 03-03-2008 01:49 PM |
|
|
Tesekkür eden |
|
 |
merdo
Super Moderator
     
Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum:
Çevrimdışı
Reputation: 18
Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
|
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi
Hıristiyanlığı bozanlar kimlerdir
Sual: Hazret-i Âdem’den beri gelen Allah’ın dini Hazret-i İsa’dan sonra nasıl bozuldu? Kim bozdu? Daha önce haram olan şeylerin helal edilmesi nasıl oldu? Üç tanrı inancı nereden geldi?
CEVAP
Fransızların Saint Paul dedikleri Bolüs = Paulus = Pavlos adında bir Yahudi, peygamber Yahudilerden gelmedi diye, İsevi görünüp, kendini din âlimi tanıttı. Hazret-i İsa’dan sonra ilk işi, hakiki İncili yok ettirmek oldu. İsa, Allah’ın oğlu dedi. Şarabı ve domuzu helal etti. Kıblelerini Kâbe’den güneşin doğduğu tarafa döndürdü. Allah hem bir, hem üç dedi. Yahudi dönmesinin sözleri ilk yazılan dört İncil’e, özellikle Luka’nın İnciline karıştı. Hazret-i İsa’nın sohbetinde bulunan, Hazret-i İsa’nın arkadaşı, yardımcısı yani Havarilerden olan Barnabas, Hazret-i İsa’dan işittiklerini doğru olarak yazdı. Fakat bozuk dört İncillere aldananlar, fırka fırka ayrıldı. Birbirine uymaz 72 fırka hasıl oldu. Pavlos’un düşmanlığı anlaşılarak Kudüs’te iki kere hapsedildi. Sonra Roma’ya götürüldü. Neron tarafından orada başı kesildi.
Pavlos’un hayatı incelenirse, hep Havarileri kötülediği ve onları gözden düşürmeye çalıştığı açıkça görülür. Pek çok Hıristiyan papazı, Pavlos’u Hıristiyanlığın tek kurucusu kabul eder. Çünkü bu papazlara göre, Hazret-i İsa ve Havarileri iman ve ibadet bakımından Yahudiliğe, [Hazret-i Musa’nın dinine] bağlı kalmışlardır. Pavlos buna karşı çıkmış, Yahudilikteki bütün ibadetleri terk ettirmiş, böylece Hazret-i İsa ve Havarilerin bildirdikleri dine zıt bir din ortaya çıkarmıştır. Bu din, Havari Petrus’un, tebliğ etmeye çalıştığı Nasraniliğin dışında, Pavlos’un fikirlerinden meydana gelen bir din oldu.
Papazlar, Pavlos’u, Aziz kabul etmektedir. Pavlos’un yazdığı mektuplar Ahd-i cedid’in sonunda, kutsal kitabın bir kısmını teşkil eder. Luka’nın yazdığı Resullerin işleri kısmı, Pavlos’un hâl tercümesidir. Pavlos’un yazdığı mektuplar da, dört İncile ayrılan yerden az değildir. Pavlos’un bildirdiği şeylerin çoğu, Hıristiyanlığın iman esaslarını teşkil eder. Mesela der ki:
(Günah, ruh ve beden için ölüm, Hazret-i Âdem’in yasak olan meyveden yemesi ile başladı. Hazret-i Âdem’in neslinden gelen bütün bebekler, bu günah pisliğine bulaşmış olarak doğdular. Tanrı, biricik oğlunu yeryüzüne gönderdi ve Hazret-i Âdem’den beri gelen günahtan kurtardı.)
Pavlos böyle saçma inançla Nasranilikten intikamını almıştır. Hıristiyanlar ise, ona hâlâ Resul Pavlos diyerek, onu Hıristiyan azizi kabul ederler. Hazret-i İsa’yı hiç görmemiş bir kimsenin sözleri ile, dinlerinin inanç ve ibadet esaslarını tespit ediyorlar. Böyle bir dinin de, Allah’ın gönderdiği en son ve en kâmil din olduğunu iddia edebiliyorlar.
İzhar-ül-hak’ta deniyor ki: Pavlos’un çelişkileri çoktur. Resullerin işleri kitabında deniyor ki:
Onunla beraber yolculuk edenlerin nutku tutuldu. Sesi işitiyor ama kimseyi görmüyorlardı. (Bab 9/7)
Benimle beraber olanlar nuru gördüler. Ama bana söz söyleyenin sesini işitmediler. (Bab 22/9)
Bab 26’da ise sesten hiç bahsedilmiyor. Yani üç ifade birbirini tutmuyor.
Yine deniyor ki:
Rab ona dedi ki: Kalk şehre gir, ne yapman gerekiyorsa sana söylenecek. (Bab 9/ 6)
Rab bana: Kalk Şam’a git, orada ne yapılması gerekeceği sana söylenir. (Bab 22/10)
Kalk ayakta dur. Çünkü hem gördüğün şeylerde, seni şahit tayin etmek için sana göründüm. Seni, kendilerine göndereceğim milletlerden de kurtaracağım. (Bab 26/17,18)
9. ve 22. babdakilerden, onun yapacakları, şehre vardıktan sonra, kendisine açıklanacağı söylenmiş iken, 26. babdakilere göre, sesi işittiği yerde ne yapacağı kendisine söylenmiştir.
Nur görünce hepimiz yere düştük. (Bab 26/14)
Halbuki, 9/7 babda, onunla beraber bulunanların nutku tutulur, ses çıkaramaz olurlar. 22 babda ise, nutku tutulmak diye bir şey yok.
Hıristiyan düşünürler, İncilleri bu çelişkilerden kurtarmaya çalışıyorlar.
|
|
| 03-03-2008 01:51 PM |
|
|
Tesekkür eden |
|
 |
merdo
Super Moderator
     
Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum:
Çevrimdışı
Reputation: 18
Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
|
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi
Bir misyonerle diyalog
Misyonerler e-maillerle de propagandalarını sürdürüyorlar. Bir misyonere Avrupa’da üç tanrı fikri, gittikçe yerini tek tanrıya mı bırakıyor dedim. Dedi ki:
Misyoner – Biz de tek ilaha inanırız. Tanrının üç sıfatı vardır. Bir bardak suyun da 3 hâli var: Sıvı, katı ve buhar. Ama su aynıdır. İşte biz de ilahı böyle biliyoruz. Yani Baba ilah, Oğul ilah, Kutsal ruh İsa. Bu eskiden böyle idi şu anda işleyen ruh İsa’dır. Şimdi biz tanrı olarak tek olan İsa Mesih’e inanırız.
CEVAP
Suyun hâli doğrudur. Ama bir tanrı hem baba, hem oğul hem de İsa olur mu? Böyle sıfat ve vasıf olur mu? Bu vasıf yeni mi çıktı? Tevrat [Ahdi atik = Old testament] üç tanrı var diyor mu?
Mis – Tanrı, Tevrat’tan sonra İsa Mesih vasfına büründü. Baba tanrıdan oğul tanrı oldu. Sonra da İsa Mesih oldu, yani şimdi İsa Mesih’ten başka tanrı yoktur.
CEVAP
İsa göğe çıkınca babanın sağına oturdu diyorsunuz. Bunlar vasıf değil, iki ayrı varlıktır.
M – Önce öyle idi, sonra İsa ile birleşti. Tek tanrı oldu. Şimdi o tanrının adı İsa’dır.
CEVAP
Bu çok gülünç, uydur uydur söyle. Bir misyoner de, (1+1+1=3 demek yanlış olur, doğrusu 1x1x1=1 dir. Buna üçlü birlik diyoruz) demişti. Buna da, (Ne diye üç tane biri çarpıyorsun, o zaman 100 tane biri de birbiri ile çarparsan yine bir çıkar. O zaman yüz tane tanrı demek de size göre doğru olur) demiştim. İşte İnciller değişe değişe böyle gülünç gariplikler çıkıyor. Kur’an-ı kerimde Yahudilerin de Hazret-i Üzeyir’e, Hıristiyanların da Hazret-i İsa’ya Allah’ın oğlu dedikleri bildiriliyor. Sizin düşündüğünüz tanrı, ne kadar zalim ki biricik oğlu dediğiniz Hazret-i İsa’yı hiç acımadan çarmıha gerdirip öldürüyor. Suçsuz insanı niye öldürür ki?
M – Başkalarının günahlarının affı için öldürdü.
CEVAP
Öldürmeden de affettim dese tanrınıza karşı çıkacak biri mi var? Ne kadar saçma bu!
M – Tanrının bir planı vardı ve bunun olması gerekliydi. Çünkü kutsal kitapta kan dökülmeden bağışlama olmaz diye yazılıdır. Musa zamanında İsrail halkı günahları için kurban keserler ve günahları bağışlanırdı. Ama İsa’da böyle olmadı. Çünkü o tanrının kuzusu idi. (Yuhanna incili 1/29) İsa Mesih bütün günahkâr insanlar için ve son kurban oldu. Onun kanı bizlerin günahlarını bağışladı ve artık başka bir kurbana ihtiyaç yok.
CEVAP
Eee o zaman bütün dünya günahsızdır. Ne diye bizi Hıristiyan yapmaya çalışıyorsunuz?
M – O işe senin aklın ermez.
CEVAP
Az önce herkesin günahını affetti dediniz ya.
M – Din akla, mantığa uygun olmaz. Hıristiyanlık size saçma gelebilir. Tanrı sizin gibi düşünmez. Ancak kutsal ruh sayesinde tanrıya ulaşılır.
CEVAP
Akıl mantık da bu işte yaramazsa, ölçümüz ne olacak? Sizinle nasıl anlaşacağız? Allah niye günahsız biricik oğlunu öldürdü diyorum, mecburdu, bu akılla izah edilmez diyorsun. Çocuklar niye günahkâr doğar diyorum, onu kutsal ruh bilir diyorsun. Madem günahların affolması için bir kuzunun kurbanı gerekiyordu, şimdiki günahkârlar için de bir kuzu daha kurban edilse olmaz mı? Biricik oğlunu tekrar çarmıha gerdirse de bütün insanlık günahtan kurtulsa olmaz mı? Olmaz böyle şey dersen o zaman önce niye günahsız kuzuyu kanlar içinde çarmıha gerdirdi? Önceki doğru ise niye bir doğru daha yapmıyor? Hıristiyan olunca insanların günahları affolur diye İncillerin hangisinde yazıyor ki? Günahsız iseniz, papazlar daha ne günahı çıkartıyor? Bizim günahlarımız af olmayacaksa tanrının kuzusu niye kan içinde kaldı? Herkes günahsızsa dinlere ne ihtiyaç var? Böyle saçma dine nasıl inanılır ki?
Hazret-i İsa tanrı değildir
Yukarıda bir misyonerle geçen konuşmayı bildirmiştik. Şimdi de başka birisinin görüşlerini bildiriyoruz. Hazret-i İsa için tanrı, tanrının oğlu gibi tuhaf şeyler söylüyor.
Misyoner – Babasız insan olmaz. İsa babasız olduğuna göre, tanrı olmasa bile tanrının oğludur.
CEVAP
Babasız doğmak tanrının oğlu olmayı mı gerektirir?
Mis – Bu işte bir harikalık yok mu?
CEVAP
Elbette büyük bir harika bu. Ama bunun çocukla ilgisi ne?
M – Herkes öyle doğmadığına göre, büyük bir ilgisi var demektir.
CEVAP
Büyük ilgi, onu yaratandadır. Yaratılana tanrı veya tanrının oğlu demek yanlış olur.
M – Başka kimse babasız yaratılmadığına göre, onun tanrının oğlu olması niye anormal olsun ki?
CEVAP
Babasız kimse yok ama, hem anasız hem de babasız olanlar vardır. Hazret-i Âdem, Hazret-i Havva ve melekler ana babasız değil mi? O zaman Hazret-i İsa gibi hâşâ bunların da tanrı olmaları gerekmez mi?
M – Peki İsa’nın ölüleri diriltmesi onun tanrı olduğunu göstermez mi?
CEVAP
Bu bir mucizedir. Birçok peygamberde bu görülmüştür. Mesela Tevrat’ta yazıldığına göre, Benî İsrail Peygamberlerinden birkaç Peygamber de, ölüleri diriltmiştir. Hazret-i Musa, canlı olmayan bastonu diriltti. Bastonu yılan yapmak, ölüyü diriltmekten daha güçtür. Çünkü, bir değnek olan baston ile yılan, çok farklıdır. Hazret-i Musa’nın bastonu ejderhaya çevirdiğine inanıyorsun da, niye ona, hâşâ tanrı veya tanrının oğlu demiyorsun?
M – Peki, Hazret-i İsa’nın göğe çıkması onun tanrı olduğunu göstermez mi?
CEVAP
Yani Hazret-i İsa çeşitli hakaretlerle öldürüldükten sonra, göğe çıktı diyorsun öyle değil mi?
M – Evet öldürüldükten üç gün sonra.
CEVAP
Göğe çıkan değil, onu çıkaran kim? Hazret-i İdris, hayatta iken hiçbir hakarete maruz kalmadan göğe kaldırıldığına siz de inanıyorsunuz. O halde, hâşâ Hazret-i İdris’in tanrı olması daha uygun değil mi?
M – Bir soru daha: Her Peygamber günah işledi ama İsa günah işlemedi. Bu ilah vasfı değil mi?
CEVAP
Bizim inancımıza göre hiçbir peygamber günah işlemez. Hangi peygamber günah işledi?
M – Davud peygamber zina etmedi mi?
CEVAP
Bu iftirayı Yahudiler yapıyor. İsa’nın babası Davud diyorlar. Dört İncil’de de, Hazret-i İsa, Davud oğlu İsa diye, kendinden bahseder. Davud zina etmişse, hâşâ Hazret-i İsa onun nikahsız çocuğu olur. Bu ne çirkin iftira öyle?
M – İsa tanrı olmasa da Hıristiyanlık, Müslümanlık gibi barbarlık dini değil, şefkat ve sevgi dinidir.
CEVAP
Bu öteki sözlerinden de saçmadır. Çünkü İncillerde diyor ki:
(Bir şehre savaş için girince önce barış iste. Kabul ederlerse herkes senin hizmetçin olacak ve sana kulluk edecekler. Barışı kabul etmezlerse, o şehirdeki her erkeği kılıçtan geçir. Kadınları, çocukları, hayvanları ve şehirdeki her şeyi yağma et. Şehirde nefes alan kimseyi bırakma. ………bütün milletleri yok et.) [Ahdi atik, Tesniye kitabı bab 20/10-18 Türkçe’si s.169]
(Ruhsal yasaya göre her şey kanla temizlenir, kan dökülmeden bağışlama olmaz.) [İbranilere 9/22 Türkçe’si s.499]
M – Ben hatırlamıyorum. İnceleyip bildireyim.
Günler geçti misyonerden cevap yok. Acaba Hıristiyanlar, bu maddelere göre mi Haçlı seferleri düzenleyip, Müslümanların günahlarını kanla temizlemeye çalıştılar? Bu kadar sevgi ve şefkat çok değil mi?
Bir misyonerle diyalog daha:
M - İsa, babasız doğdu. Tanrının biricik oğlu ve kuzusu idi. Bu yüzden ona tapıyoruz. Tanrı, Tevrat’tan sonra, İsa Mesih vasfına büründü. Baba tanrıdan oğul tanrı oldu. Sonra da İsa Mesih oldu, yani şimdi İsa Mesih’ten başka tanrı yoktur.
CEVAP
Babasız olmak tanrı olmayı mı gerektir? Âdem aleyhisselam da, Havva validemiz de hem anasız, hem babasız dünyaya gelmiştir. Onlara niye tanrı demiyorsunuz?
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
(Allah indinde, İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra da "ol" dedi ve oluverdi.) [Al-i İmran 59]
M - Tanrı, İsa’yı niye babasız yarattı?
CEVAP
Allahü teâlâ, Adem aleyhisselamı ve Havva validemizi anasız babasız yarattığı gibi, İsa aleyhisselamı da öyle dilemiş, öyle yaratmış, hikmetini açıkça bildirmemiştir. Belki de her şeye gücü yettiğini, kudretinin sonsuz olduğunu göstermek için böyle yaratmıştır. Kuran-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Meryem oğlunu ve annesini de [kudretimize] bir alamet kıldık.) [Müminun 50]
(Irzını iffetle koruyan Meryem ve oğlunu herkes için bir ibret kıldık.) [Enbiya 91]
İnsanları imtihan etmek için olabilir. Bir yetimi ahir zaman Peygamberi yapmıştır. Yetim olduğu için de inanmayan olmuştur. Bu bir imtihandı. Hazret-i İsa da, babasız doğunca hâşâ veled-i zina diye, iftira edip inanmayanlar imtihanı kaybettiler. Babasız olduğu için, siz de, (Çocuk babasız olmaz, babası tanrıdır) diyorsunuz, yani siz de, bu imtihanı kaybettiniz. Babasız doğmak, kişiyi insanlıktan çıkarıp, ilah yapsaydı; hem anasız, hem de babasız yaratılan Âdem aleyhisselam ile Havva validemizi de, ilah bilip bunlara daha çok tapınmanız gerekmez miydi?
M - Biz Kur’ana inanmayız ama Kur’anda diyor ki:
(Ve "Allah elçisi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri yüzünden (onları lânetledik.) Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler. Bilâkis Allah onu (İsa'yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir.) (Nisa 157-158)
CEVAP
Evet, Nisa suresinin o âyetlerinin meali bildirdiğiniz gibi. Madem inanmıyorsunuz yani inanmadığınız şeyi bize niye yazdınız?
M - Niye olacak, İsa ölmedi, öldürülmedi diyorsunuz.
CEVAP
Evet, Allahü teâlâ öyle bildiriyor. Buna itirazınız mı var yoksa?
Sual: Elbette var. Tanrı, kuzusu İsa’yı çarmıhta öldürttü, kurban etti. Onun kanı bizlerin günahlarını bağışladı. Çünkü kutsal kitapta, kan dökülmeden bağışlama olmaz diye yazılıdır. İsa Mesih bütün günahkâr insanlar için kurban oldu.
CEVAP
Sizin tanrınız ne gaddar öyle? Suçsuz insanı niye öldürür ki? Hem de suçsuz biricik oğlunu? Bu kadar zalimlik olmaz.
M - Başkalarının günahlarının affı için öldürdü.
CEVAP
Papazlarınız bir sözle günahlarınızı affediyor da, tanrınız bunu yapamıyor mu? Papazlarınız kadar gücü kuvveti yetkisi yok mu?
Bütün günahkârları affettim dese tanrınıza karşı çıkacak biri mi vardı? Neden kendi oğlunu öldürmek zorunda kaldı? Bir şeyi yapmak zorunda kalan nasıl tanrı olur ki? Bu kadar saçmalık olmaz.
M - Tanrının bir planı vardı ve bunun olması gerekliydi. Çünkü kutsal kitapta kan dökülmeden bağışlama olmaz diye yazılıdır. Musa zamanında İsrail halkı günahları için kurban keserler ve günahları bağışlanırdı. Ama İsa’da böyle olmadı. Çünkü o tanrının kuzusu idi. (Yuhanna incili 1/29) İsa Mesih bütün günahkâr insanlar için ve son kurban oldu. Onun kanı bizlerin günahlarını bağışladı ve artık başka bir kurbana ihtiyaç yok.
CEVAP
Artık o zaman bütün dünya günahsızdır. Ne diye Müslümanları gayri müslim yapmaya çalışıyorsunuz ki? Eğer Müslümanlar günahkâr ise, bir oğul daha doğursun ve onu kurban etsin Müslümanlar da günahtan kurtulsun.
Bir de kutsal kitapta öyle yazıyor diyorsunuz? Hangi kutsal kitapta? Yüzlerce kutsal denilen İnciller arasından seçilen dört kitapta mı?
M - Bunu siz anlamazsınız.
CEVAP
Siz anlıyor musunuz ki? Hem madem dünya günahsızdır, sizin çocuklar niye günahkâr olarak dünyaya geliyor? Yeni doğan çocuk ne günahı işledi? Niye vaftiz yapılıyor? Niye papazlarınız günah çıkartıyor? Hıristiyanların tanrıları insanların günahlarını bilmiyorlar mı da, günah itiraf etme mecburiyeti getiriyorlar? Bu itiraf mecburiyeti İncillerin hangisinde yazıyor? Madem günahkâr doğuyor, gider papaza, (Papaz efendi benim ve çocuğumun günahını çıkar) denir, o da şaraplı su ile vaftiz edince günahsız olur! Ne diye Hazret-i İsa’yı öldürüyorlar?
Sonra ne diye Tanrı’nın bir oğlu var? Kızı falan yok? Karısı kim? Oğla neden ihtiyaç duymuş? İhtiyaç duyan tanrı olur mu?
Kur’an-ı kerimde (Kimse kimsenin günahını çekmez) buyuruluyor. (Enam 164)
Ne ise, Nisa suresindeki âyetleri bize niye yazdınız?
M - Eğer Kur’ana göre İsa’nın suretinde başka birisi çarmıha gerilip İsa göklere alındıysa oldukça tartışmalı bir durum ortaya çıkar.
İsa'nın yerine çarmıha gerilen kişinin Tanrı tarafından İsa'nın benzerliğine dönüştürülmesi İsa inanırlarını yanıltmak adına garip bir durum değil midir?
Zira, bu görüntüyle güya Allah, çarmıha gerilen bir İsa figürü sunmakla o dönemin İsa’nın takipçilerine yanlış bir Hıristiyan inancı başlatmış sayılmaz mı?
Öyle ki İsa’yı izleyenler onun çarmıha gerilip bütün insanlar adına günah sunusu olarak çarmıhta öldüğünü görerek iman etmişlerdir.
CEVAP
Bunları siz uyduruyorsunuz. Daha doğrusu Yahudiler uydurdu, siz de saf saf inandınız.
Ölünün neyine iman ediliyor ki? Suçsuz bir oğlunu, başkalarının suçu için öldürmek, bir tanrı için, yüz karalığı ve âcizlik değil mi? Suçsuz bir kuzuyu öldürmesinin hesabını vermesi gerekmez mi? Böyle suçlu birisini ilah sanmak kadar saçma ne olabilir?
M - Ve aynı inanç bu haliyle günümüze dek taşınarak bizleri de etkilemiş imanlısı yapmıştır. İsa’nın çarmıha gerilmediğinin 600 yıl sonrasında Muhammed'le açıklanması gecikmiş bir haber olması açısından ne derece güvenilir?
CEVAP
Yahya aleyhisselam, İsa aleyhisselamla aynı senede doğmuştur. Hazret-i İsa’ya İncil inince, Hazret-i Yahya da Ona tâbi olup İncilin hükümlerini bildirmiştir. Hazret-i İsa’dan sonra da Peygamberler geldi. Bunlardan üçünün hayatı, Peygamberler Tarihi Ansiklopedisinin 5. cildinde bildiriliyor. Bunlar, Şemun, Circis ve Halid bin Sinandır. (Aleyhimüsselam)
Bu peygamberlerden hiç birisi, İsa öldürüldü dememiştir.
M - Söylendiği gibi ise Muhammed dönemine kadar böyle bir yanlış İsa inancının sorumlusu size göre kimdir?
CEVAP
Yanlış İsa inancı, Bolüs’ün [Pavlos’un] uydurup sizi kandırdığı inançtır. Hazret-i İsa, doğru inancı, yani önceki kitapların ve Kur’anın bildirdiği doğru inancı bildirdi.
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Meryem oğlu İsa, “Ben Allah’ın resulüyüm. Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı, benden sonra gelecek Ahmed isimli Peygamberi müjdeleyici olarak geldim” dedi.) [Saf 6]
(İsa’ya, Allah diyenler kâfir oldu. Halbuki Mesih, "Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin!" dedi. "Allah üçün üçüncüsü" diyenler de kâfirdir.) [Maide 72, 73]
(İsa dedi ki: Allah, benim de, sizin de Rabbinizdir. Ona ibadet edin, işte doğru yol budur.) [Zuhruf 63,64]
(Allah, “Ey İsa, insanlara ‘Beni ve anamı Allah’tan başka iki ilah bilin’ diye sen mi söyledin?” dedi. O da, ‘Hâşâ, seni tenzih ederim. Bu söz bana yakışmaz’ dedi.) [Maide 116]
|
|
| 03-03-2008 01:52 PM |
|
|
Tesekkür eden |
|
 |
merdo
Super Moderator
     
Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum:
Çevrimdışı
Reputation: 18
Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
|
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi
Bir hıristiyana cevaplar
Sual: Bir hıristiyanın ekteki sorularına cevap verir misiniz?
CEVAP
Bu Hıristiyan (1914’de kıyamet kopacak) diyen Amerikalı C. Russell’in kurduğu hıristiyan mezhebine mensuptur. Russelciler, böyle suallerle zihinleri bulandırmak istiyorlar. Fakat, dinini bilen hiçbir müslüman hıristiyan olmaz. Dinden habersiz kimseler, herhangi bir dine girebilirler. Bunun için (Müslüman cahil kalınca, Hıristiyan da, ilim sahibi olunca dinini terk eder) sözü meşhurdur.
Russelci hıristiyan soruyor:
Sual: 1- Hakiki din İslam ise, hangi mezhebidir? Hakiki din nasıl anlaşılır, meyveleri nelerdir?
CEVAP
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah indinde hak din ancak İslam’dır.) [Al-i İmran 19]
(Sizin için din olarak İslam’ı beğendim.) [Maide 3]
(Kim İslam’dan başka din ararsa, bilsin ki, bulduğu din asla kabul edilmeyecektir.) [Al-i İmran 85]
İslam mezheplerinin iman hususunda hiçbiri diğerinden farklı değildir. Hepsi de Amentüdeki iman esaslarını bildirirler. Hazret-i Âdem’den beri gelen bütün peygamberler de aynı imanı bildirmişlerdi:
(De ki, biz "Allah’a, size indirdiğine, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakub oğullarına indirilen, Musa, İsa ve diğer peygamberlere Rableri tarafından verilene iman ettik. Onları birbirinden ayırt etmeyiz.) [Al-i İmran 84]
Her peygamber, Allah’a, meleklere, peygamberlere, kitaplara, öldükten sonra dirilmeye, Cennete, Cehenneme inanmayı bildirdi. Aralarında hiç fark yoktu. Fark olursa -hâşâ- Allah’ın bildirdiğinde tenakuz olur. Amele ait bilgilerde, insanların istifadesi için değişiklikler yapılmıştır. Mesela içyağı Hazret-i Musa zamanında haram iken, Hazret-i İsa zamanında helal edilmiştir. Hazret-i Âdem zamanında evlenmeler de, daha sonrakilerden farklıydı.
Aynen peygamberlerin getirdiği şeriatlarda olduğu gibi, İslam mezheplerinin de rahmet olduğu hadis-i şerifle bildirilmiştir. Onun için mezheplerin hepsi de Cennete girecektir. Hatta kâfir olmamış, sapık mezhepsizlerin bile, günahları kadar Cehennemde cezalarını çektikten sonra Cennete gidecekleri hadis-i şerifle bildirilmiştir. Hakiki dinin meyvesi, dine uyanların dünyada huzuru, ahirette sonsuz saadete kavuşmasıdır. Dine uyan müslüman rahata kavuşur. Bugün İslam âlemindeki insanlar, huzursuzsa, dine uymadıklarının alametidir.
Russelci soruyor:
Sual: 2- Allah’ın hakiki kitabı nasıl tespit edilir? Allah’ın maksadı nedir?
CEVAP
Allah’ın kitabında tenakuz olmaz. Allahü teâlâ buyuruyor ki:
(Eğer Kur'an, Allah’tan başkasından gelmiş olsaydı, içinde pek çok tutarsızlık bulunurdu.) [Nisa 82]
Bugünkü İncillerde pek çok tenakuzlar vardır. Bu da, insan eliyle yazılmış olduğunu ispat eder. Halbuki Kur'an-ı kerimin hepsi Allah kelamıdır.
İkinci önemli husus, nasıl insan, bir karınca bile yaratamıyorsa, Kur'an-ı kerimin bir cümlesini meydana getiremez. 14 asırdan beri de, benzeri yazılamadı.
(Eğer kulumuza [peygambere] indirdiğimizden [Kur'anın Allah’tan geldiğinden] bir şüpheniz varsa, iddianızda doğru iseniz, Allah’tan gayri şahitlerinizi [putlarınızı, bilginlerinizi] de yardıma çağırıp, haydi onun benzeri bir sure meydana getirin! Bunu yapamazsınız, asla yapamayacaksınız da.) [Bekara 23,24]
(Bu Kur'anın bir benzerini ortaya koymak üzere insanlar ve cinler toplanıp, birbirine destek de olsalar, yemin olsun ki yine de benzerini ortaya koyamazlar.) [İsra 88]
Üçüncü husus ise, Kur'an-ı kerim hiç değiştirilemez. İşte âyet-i kerimeler:
(Kur'anı biz indirdik, elbette yine onu biz koruyacağız.) [Hicr 9]
(Allah’ın kelamını [Kur'an-ı kerimi] kimse değiştiremez.) [Enam 115]
Allah’ın maksadı şu: Kur'an-ı kerimde insanları ve cinleri, kulluk etmeleri için yarattığını bildirmektedir. (Zariyat 56)
Russelci soruyor:
Sual: 3- Hakiki peygamberi nasıl bilebiliriz?
CEVAP
Bir peygamber mucizeleri ile bilinir. Mucize, peygamberim diyenin, doğru söylediğini bildiren alamettir. Mucizenin şartlarından beşi şöyle:
1) Harika olmalı.
2) Aynı şeyi başkası yapamamalı.
3) İstenilen zamanda hasıl olmalı.
4) İsteyip de hasıl olan mucize, kendini yalanlamamalı. Mesela, şu hayvan ile konuşacağım, deyince, hayvan, Bu yalancıdır derse, mucize olmaz.
5) Mucize, peygamber olduğunu söylemeden önce hasıl olmamalı.
İsa aleyhisselamın beşikte konuşması, Muhammed aleyhisselamın, çocuk iken başının üstünde bulut bulunması, ağaçların, taşların kendisine selam vermesi gibi, önceden hasıl olan harikalar, mucize değildi. Keramet idi. Bunlara İrhas denir. Bu harikalar, peygamberliklerini bildirdikten sonra görülürse, Mucize denir.
Hazret-i Musa zamanında sihir ilerlemiş, sihirbazın ipi yılan gibi görünüyordu. Musa aleyhisselamın asası gerçek bir yılan olup sihirbazların yılan gibi görünen iplerini yutmuştu. Sihirbazlar da bunun mucize olduğunu anlayıp iman etmişlerdi.
Hazret-i İsa zamanında tıp ileri idi. Her hastalığa ilaç bulunuyordu. Hazret-i İsa’ya, körleri iyileştirme, ölüleri diriltme mucizesi verilmişti. Buna rağmen inanan az olmuştu.
Hazret-i Muhammed zamanında, şiir fesahat ve belagat sanatları çok ilerlemişti. Allahü teâlâ da; her milletin kıymet verdiği şeylerde mucizeler gönderdiği için, Muhammed aleyhisselama da benzeri yazılamayacak olan bir kitap gönderdi. Bir çok edipler, bunun insan sözü olmadığını anlayıp iman ettiler.
Hazret-i Muhammed ümmi idi. Kimseden bir şey okumamış, öğrenmemiş, hiçbir şey yazmamıştı. Allahü teâlâ buyuruyor ki:
[(Ey Peygamberim] Sen [Kur'an gelmeden] önce bir kitaptan okumuş ve elinle onu yazmış değildin. Eğer öyle olsaydı müşrikler [Kur'an-ı kerimi, başkasından öğrenmiş veya önceki semavi kitaplardan almış] derlerdi.) [Ankebut 48]
(Allah, Peygamberini, hidayet ve hak din ile gönderdi. İslam dinini, diğer dinler üzerine üstün kıldı. [Ey Resulüm senin hak] Peygamber olduğuna şahid olarak Allah yeter.) [Feth 28]
En büyük mucize
Muhammed aleyhisselamın, parmaklarından bir orduya yetecek su akması, ağaçların kendisine selam vermesi, elinde çakıl taşlarının zikretmesi, zehirli kebabın Beni yeme, ben zehirliyim diye konuşması, putlarla ve hayvanlarla konuşması gibi bin kadar mucizesi görülmüştür. Bunların en büyüğü ve devamlı olanı Kur'an-ı kerimdir.
Bütün şairler, edebiyatçılar, Kur'an-ı kerimin nazmında ve manasında aciz ve hayran kalmışlar, bir âyetin benzerini söyleyememişlerdir. İcazı ve belagatı insan sözüne benzemez. Yani, bir kelimesi çıkarılsa veya bir kelime eklense, lafzındaki ve manasındaki güzellik bozulur. Bir kelimesinin yerine koymak için, başka kelime arayan bulamamıştır. Nazmı Arap şairlerinin şiirlerine benzemez.
Kur'an-ı kerim, geçmişte olmuş ve gelecekte olacak nice gizli şeyleri haber verir. İşiten ve okuyan, tadına doyamaz. Yorulur, fakat bıkıp usanmaz. Nice azılı İslam düşmanları, Kur'an-ı kerimi dinlemekle, kalbleri yumuşamış, imana gelmişlerdir.
İlim ve tecrübe ile bulanamayacak güzel şeyler ve iyi ahlak ve insanlara üstünlük sağlayan meziyetler ve dünya ve ahiret saadetine kavuşturacak iyilikler ve varlıkların başlangıcı ve sonu hakkında bilgiler ve insanlara faydalı ve zararlı olan şeylerin hepsi Kur'an-ı kerimde açık veya kapalı olarak bildirilmiştir. Semavi kitaplardaki ilimlerin hepsi Kur'an-ı kerimde bildirilmiştir. Sadece Kur'an-ı kerim bile, Muhammed aleyhisselamın peygamber olduğunu göstermeye kâfi bir mucizedir.
Russelci soruyor:
Sual: 4- Hazret-i Âdem ile Havva nerede yaratıldı? a) Cennet yerde mi, gökte mi?
CEVAP
Hazret-i Âdem, topraktan yaratıldı. Çamur haline getirilip pişmiş gibi kurutuldu. Sonra can verildi. Her şeyin ismi ve faydası bildirildi. (Secde 7, Fatır 11, Rahman 14)
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
("Rabbin meleklere, yeryüzünde bir halife, bir insan yaratacağım" dediği zaman melekler "Yeryüzünde fesat çıkaracak, kan dökecek insanı mı halife yapacaksın?" dediler. Allah da, "Sizin bilmediğinizi elbette ben bilirim" buyurdu.) [Bekara 30]
(Biz, "Ey Âdem, hanımınla Cennete yerleşin, Cennet nimetlerinden yiyin, sadece şu ağaca yaklaşmayın" dedik.) [Bekara 35]
Âlimlerin bir kısmı, Âdem aleyhisselamın yeryüzünde yaratılıp, Cennete konduğunu, bir kısmı da, Cennette yaratıldığını bildirmektedir. Havva validemiz de yeryüzünde veya Cennette yaratılmıştır. Her iki şekilde de inanmanın imana zararı olmaz.
Cennetin kaçıncı kat gökte olduğu bildirilmemiştir. Peygamber efendimiz (Cennet göktedir) buyurmuştur. (Deylemi)
Gök, yedi kat olarak yaratılmıştır. (Bekara 29, Mülk 3)
Bugün, ancak birinci kat gök bilinebiliyor. Bütün bilinen ve bilinmeyen gezegenler, Güneş ve yıldızlar birinci kat göktedir. İkinci kat, birinci kattan, diğer katlar da birbirinden çok büyüktür.
Russelci soruyor:
Sual: 5- Şeytan ve Cin nasıl varoldu? Allah onu şeytan olarak mı yarattı?
CEVAP
Şeytan ve cin ateşten yaratılmıştır. (Hicr 27, Rahman 15)
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Şeytana niçin secde etmediği sorulunca "Ben Ademden daha hayırlıyım. Onu topraktan, beni ateşten yarattın" dedi. Allah da "O halde Cennetten çık" buyurdu.) [Araf 12, 13 ve Hicr 32-34]
Şeytan da cin gibi ateşten yaratılmıştır. İsyan edince Cennetten kovulmuştur. İsyan etmeseydi Cennetten kovulmazdı. İblis, şeytan olarak değil, bir varlık olarak yaratılmıştır. Cinler de ateşten yaratıldığı halde, mümin ve kâfir olanları vardır. (Cin 1-4)
Russelci soruyor:
Sual: 6- Kur'andaki ben, biz kelimeleri kime aittir? Kur'anda çok defa gizli, üçüncü şahıs konuşur. Kim bu varlık?
CEVAP
Hıristiyan, Kur'an-ı kerimi, İnciller gibi, içinde başkalarının da sözü var zannediyor. Kur'anın tamamı Allah’ın kelamıdır.
Not: Bu iddiaları geniş olarak Allah bir olduğu halde niçin biz deniyor maddesine alınarak cevaplandırılmıştır.
Russelci soruyor:
Sual: 7- Hazret-i İsa öldürüldü mü? a) Hazret-i Muhammed şefaatçi midir? Faydası var mı?
CEVAP
İsa aleyhisselam öldürülmedi, göğe kaldırıldı. Allahü teâlâ, Nuh aleyhisselamı tufandan, İbrahim aleyhisselamı, düşmanlarından kurtardığı gibi, İsa aleyhisselamı da, yahudilerin elinden kurtarmış, Hazret-i İsa'ya ihanet ederek bulunduğu yeri haber veren, Yahudi casusu, münafık Yuda Şamunu Hazret-i İsa'ya benzeterek onu öldürtmüştür. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Yahudileri, "Allah’ın resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük" dedikleri için lanetledik. Onlar İsa’yı öldürmediler, asmadılar da, öldürülen, kendilerine İsa gibi gösterildi.) [Nisa 157]
(Elbette İsa [nın kıyamete yakın gökten inmesi], kıyametin yaklaştığını gösteren bilgidir. Sakın bunda şüphe etmeyin.) [Zuhruf 61]
İsa aleyhisselamın gökten ineceğini bildiren hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
(Allah’a yemin ederim ki, Meryem’in oğlu İsa, âdil bir hakem olarak aranıza inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak, İslam’dan başka şeyi kabul etmeyecektir. Mal o kadar çok olacak ki, kimse dönüp de bakmayacaktır.) [Buhari]
[Hadis-i şerifte geçen Domuzu öldürecek demek "Domuz eti yemeyi yasaklayacak" demektir. Haçı kıracak, yani Hıristiyanlığı kaldıracaktır. Başka bir hadis-i şerifte (Mizmarları kıracak) buyuruldu. Yani her çeşit çalgıyı yasak edecektir.]
(İsa, âdil bir hakem olarak indiği zaman kin, nefret ve haset kalkacaktır.) [Müslim]
(Deccal çıkınca, İsa gelecek, Deccalı helak edecek, bundan sonra iki kişi arasında düşmanlık olmayacaktır.) [Müslim]
(İsa, Mehdi’nin arkasında namaz kılacaktır.) [İbni Hacer-i Mekki]
(İsa inince İslamiyet ile hükmedecektir. O zaman Allah, Müslümanlardan başka herkesi helak edecektir. Sonra yeryüzünde sükun emniyet meydana gelecektir. O kadar ki aslan deveyle, kaplan inekle ve kurt kuzuyla serbestçe dolaşacak, çocuklar yılanlarla oynayacaktır. İsa ölünce cenazesini Müslümanlar kaldıracaktır.) [Ebu Davud]
(Eshab-ı Kehf, Mehdi’nin yardımcıları olacak ve İsa bunun zamanında gökten inecektir. İsa, Deccal ile harp ederken, Mehdi, onunla beraber olacaktır. Bunun hükümdarlığı zamanında, her zamankinin aksine olarak ve hesapların tersine olarak, Ramazan-ı şerifin 14. günü güneş ve ilk gecesinde ay tutulacaktır.) [İ. Süyuti]
(İsa, inince, evlenecek, bir oğlu olacak, kırk yıl kadar yaşayıp ölecek ve benim yanıma defnedilecektir.) [Tirmizi]
Sadece Hazret-i Muhammed aleyhisselam değil, Allah’ın izni ile bütün peygamberler şefaat edecektir. Hadis-i şerifte (Peygamberler, âlimler ve şehidler şefaat eder) buyuruldu. (İbni Mace)
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Rabbin sana [şefaat izni ve çeşitli nimet] verecek. Sen de razı olacaksın.) [Duha 5]
(Allah’ın Resulü onlar için af dilerse... affa uğrarlar) mealindeki âyet de, Hazret-i Muhammed aleyhisselamın şefaat edeceğini bildirmektedir. (Nisa 65)
Russelci soruyor:
Sual: 8- Allah bir insanı zorba ve benzeri yapar mı?
CEVAP
Allahü teâlânın her şeye gücü yeter. Ancak hiç kimseyi günah işlemeye zorlamaz. Hiç kimseyi şaki [zorba] veya benzeri kötü biri yapmaz. Haksız olarak kimseyi cezalandırmaz. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah kullarına zulmetmez.) [A. İmran 182]
Russelci soruyor:
Sual: 9- Kader neleri içine alır?
CEVAP
Kader her şeyi içine alır. Kader, Allahü teâlânın ezelî ilmi ile, insanların ve diğer mahlukatın yapacağı işleri bilmesi demektir. Eğer Allah, yarattıklarının ne yapacağını bilmezse, bilmeyenden ilah olamaz. İlahın her şeyi bilmesi, her şeye gücü yetmesi gerekir. Bilmeyen, gücü yetmeyen, muhtaç olan, ölebilen ilah olamaz. Allahü teâlâ herkesin ne yapacağını bilir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah her şeyi hakkıyla, en iyi bilir.) [Hucurat 16,18]
Onun bilmesi kulların yapacağı iyi ve kötü işlere tesir etmez. Mesela bir sene içinde güneşin ne zaman doğup, ne zaman batacağı hesaplanarak takvimlere yazılmıştır. Güneş takvimlerde bildirilen saatte doğup batar. Takvime öyle yazıldığı için mi güneş o saatlerde doğup batıyor? Takvime yazılmasa da yine güneş o saatlerde doğup batar. İşte Allahü teâlâ da, ezelî ilmi ile, kulların kendi istekleri ile, günah veya sevap işleyeceğini, hastalanacağını, ne iş yapacağını bilir. Fakat bu bilmesi, kulların yaptıkları işlere cebri bir müdahale değildir.
Russelci soruyor
Sual: 10- Sünnet emri Kur'anda var mı? Niçin sünnete uyuluyor?
CEVAP
Sünnet emrinden maksat, Peygamber efendimizin emirlerine uymak ise, Allahü teâlâ, Peygamberimize uymayı emrettiği için, biz de ona uyuyoruz. İşte âyetler:
(Allah’a ve Resulüne itaat edin.) [Enfal 20]
(Allah’a ve Onun ümmi nebi Resulüne uyarsanız, doğru yolu bulursunuz.) [Araf 158]
(Kim Resule itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]
Russelci soruyor:
Sual: 11- Beş vakit namaz Kur'anda var mı?
CEVAP
Kur'an-ı kerimde, namaz vakitlerinin gizli değil, açık olduğu bildiriliyor:
(Elbette, namaz müminlere belli vakitlerde farz kılınmıştır.) [Nisa 103]
Bu vakitler diğer âyet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde bildirilmiştir.
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Güneşin kayması anından [öğle ve ikinden], Gecenin kararmasına [akşam ve yatsıya], kadar ve fecir [sabah] vaktinde namaz kıl!) [İsra 78]
(Rabbini güneşin doğuşundan önce [sabah] ve batışından önce [öğle ve ikindi] ve gecenin bir bölümünde [akşam ve yatsı vakti] hamd ile tesbih et!) [Kaf 39,40]
(Akşama girerken [akşam ve yatsı namazında], sabaha ererken [sabah namazında], gündüzün nihayetinde [ikindi namazında] ve öğle vaktinde [öğle namazında] Allah’ı tenzih et!) [Rum 17, 18]
Buhari ve Müslimdeki hadis-i şerifte ise, (Beş vakit namazla emrolundum) buyuruluyor.
Kur'an-ı kerimde (Belli vakitlerde namaz farz kılınmıştır) buyurulup, ayrıca beş vaktin hepsi de bildirildiği halde Beş vakit namaz ifadesinin geçmeyişi, kutuplarda ve buralara yakın yerlerde beş vaktin tamamının taayyün etmemesindendir. (Nimet-i İslam)
Namaz vakitleri yeni konmadı ki, 14 asırdan beri devam ediyor, Peygamber efendimiz, kaç vakit demişse, kaç vakit kılmışsa, o zamandan beri aynı vakitlerde namaz kılınmaktadır. Namazların nasıl kılınacağı Kur'an-ı kerimde açıkça bildirilmemiştir. Peygamber efendimiz nasıl kılmışsa, müslümanlar da aynı şekilde kılmaktadır. Namazın beş vakit olması, kılma şekli, mütevatir hadislerle bildirilmiş ve tevatüren bugüne kadar gelmiştir. Hadis-i mütevatir, bir çok sahabenin Resul-i ekremden işittiği ve kitaba yazılıncaya kadar, böyle çok kimselerin haber verdiği hadis-i şeriflerdir ki, bunların bir yalan üzerinde sözbirliği yapmalarına imkan olmaz. Mütevatir hadislere inanmayan kâfir olur. (Mahzen-ül -ulum)
Russelci soruyor:
Sual: 12- Kıyametin alametleri nelerdir?
CEVAP
Bu soru, Charles Russell, Dünya çok yakında sona erecek dediği için, belki bu görüşe yakın bir bilgi elde etme düşüncesiyle sorulmuş olabilir. Kıyametin ne zaman kopacağı bildirilmemiş, (Ancak onu Allah bilir) buyurulmuştur. (Araf 187, Ahzab 63)
Kıyametin ne zaman kopacağı belli değil ise de, alametleri çıkmıştır. Büyük alametler çıkmadıkça kıyamet kopmayacağını Peygamber efendimiz bildirmiştir. Büyük alametlerden on tanesi şöyle:
1- Mehdi gelecek: Adı Muhammed Mehdidir. Babası Abdullah, annesi Aminedir. Gökten bir melek, (Bu Mehdidir, sözünü dinleyin) diyecek.
2- Deccal gelecek.
3- Hazret-i İsa gökten inecek.
4- Güneş batıdan doğacak.
5- Dabbet-ül-ard: (Neml 82)
6- Yecüc ve Mecüc: (Enbiya 96)
7- Duman: (Duhan 10)
8- Doğuda, batıda ve Arabistan’da ay tutulmaları olacak.
9- Kâbe yıkılacak.
10- Yemenden bir ateş çıkacak.
Russelci soruyor:
Sual: 13- Mesih unvanı kime aittir? Anlamı nedir?
CEVAP
Mesih, Hazret-i İsa'ya denir. (Al-i İmran 45, Nisa 157, 171, 172, Maide 17, 72)
Mesih, meshedilmiş demektir. Mesh, el ile sıvazlama demektir. Şeytan musallat olmaması için Cebrail aleyhisselam kanadı ile meshetmiştir. Hastaya dokununca, iyileştiği için Mesih denildiğini söyleyenler de vardır. Yağ ile meshedildiği için Mesih denildiği de söylenir. Günah kirinden temizlendiği için Mesih dendiği de bildirilmiştir. Deccala da mesih denilir. (Tibyan)
Russelci soruyor:
Sual: 14- Hazret-i İsa’nın babasız doğmasının sebebi nedir?
CEVAP
Hazret-i İsa babasız, Hazret-i Havva da hem anasız, hem babasız dünyaya gelmiştir, Allahü teâlâ öyle dilemiş, öyle yaratmış, hikmetini açıkça bildirmemiştir. Belki de her şeye gücü yettiğini, kudretinin sonsuz olduğunu göstermek için böyle yaratmıştır. Kuran-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Meryem oğlunu ve annesini de [kudretimize] bir alamet kıldık.) [Müminun 50]
(Irzını iffetle koruyan Meryem ve oğlunu herkes için bir ibret kıldık.) [Enbiya 91]
İnsanları imtihan için olabilir. Bir yetimi ahir zaman Peygamberi yapmıştır. Yetim olduğu için de inanmayan olmuştur. Bu bir imtihandı. Hazret-i İsa da babasız doğunca inanmayanlar imtihanı kaybettiler. Babasız olduğu için, Hıristiyanlar İsa’ya tapınıyorlar. Babasız doğmak, kişiyi insanlıktan çıkarıp, ilah yapsaydı, ana-babasız yaratılan Âdem aleyhisselamı da ilah bilip daha çok tapınmaları gerekirdi.
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
(Allah indinde, İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra da "ol" dedi ve oluverdi.) [A.İmran 59]
Russelci soruyor:
Sual: 15- Ölüm, hastalık, açlık, cinler, deniz, rüzgar üzerinde etkili olan yegane kişi idi neden?
CEVAP
Burada kimi kastettiği anlaşılmıyor. Hazret-i İsa’yı kastediyorsa, yanlıştır. Her şeye etkili ve yetkili olan yalnız Allahü teâlâdır. Allah bütün peygamberlere çeşitli mucizeler vermiştir. Mesela Hazret-i Davud’un elinde demiri hamur gibi yumuşattırmıştı. Cinleri, kuşları ve rüzgarı Hazret-i Süleyman’ın emrine vermişti. (Sebe 10-12, Enbiya 79-81, Sad 18-36-38, Neml 17)
Hazret-i İbrahim’i ateş yakmadı. Hazret-i Yunus’u balık yuttuğu halde, hiçbir zarara uğramadı. Hazret-i İsa beşikte iken konuştu. (Maide 110, Meryem 28-30)
Allahü teâlâ, Hazret-i Muhammed’i gecenin bir anında Mescid-i Aksa’ya götürmüştür. (İsra 1) Cenneti, Cehennemi ve bilinmeyen yerleri gezdirmiştir. Bunların hepsi birkaç saniye içinde olmuştur. Buna Mirac Mucizesi denmektedir. Bunu yapmak Allahü teâlâ için zor değildir. Vezir Asaf bin Barhiya, Belkıs’ın tahtını göz açıp yumuncaya kadar Süleyman aleyhisselamın sarayına getirmiştir. (Neml 40)
Hazret-i Muhammed’in meşhur mucizelerinden biri de, Ayı ikiye ayırmasıdır. Bu mucize, başka hiçbir Peygambere nasip olmamıştır. Kâfirler Peygamber isen Ay’ı ikiye ayır dediler. Hazret-i Muhammed, dua etti, Allahü teâlâ, kabul edip, Ay’ı ikiye böldü. Yarısı bir dağın, diğer yarısı başka dağın üzerinde göründü. Kâfirler, Bize sihir yaptı diyerek inanmadılar. (Kamer 1,2)
Allahü teâlâ, peygamberlerine verdiği mucizeleri bildirdikten sonra (Bunları yapan biziz) buyuruyor. (Enbiya 79)
Russelci soruyor:
Sual: 16- Milat da onun doğumuyla değişti. Bu bir tesadüf mü?
CEVAP
Milat, doğum demektir. Milat onun doğumu ile değişmedi. Harika bir olay olduğu için onun doğumu takvime başlangıç kabul edildi. Müslümanlar da Muhammed aleyhisselamın hicretini takvime başlangıç yapmışlardır. Böyle şeylerin Hazret-i İsa’nın ilah olması ile ne ilgisi var?
Russelci soruyor:
Sual: 17- Kıyamete yakın Hazret-i İsa gelecek mi?
CEVAP
Elbette gelecektir.
[Not: Bunun cevabı geniş olarak Hazret-i İsa gökten inmeyecek mi maddesinde verilmiştir.
Russelci soruyor:
Sual: 18- Kur'an (Tevrat, Zebur, İncil değişti, bozuldu) der mi?
CEVAP
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Ehl-i kitap "Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennete girmeyecek" dediler. Bu onların kuruntusudur. Onlara "Eğer doğru söylüyorsanız, delilinizi getirin!" de!) [Bekara 111]
(Yahudiler, Üzeyir’e, Hıristiyanlar da İsa’ya Allah’ın oğlu dediler. Daha önce kâfir olmuş kişilerin sözlerini taklit ediyorlar. Allah onları kahretsin.) [Tevbe 30]
("Allah’ın çocuğu oldu" dediler. Hâşâ, O yücedir, göklerde ve yerdekilerin hepsi Onundur, hepsi Ona boyun eğmiştir.) [Bekara 116]
(Sen, onların dinine uymadıkça, Hıristiyanlar ve Yahudiler senden razı olmazlar. De ki "Doğru yol, ancak Allah’ın [bildirdiği İslamiyet] yoludur.") [Bekara 120]
("Yahudi veya Hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız" diyenlere de ki: "Aksine biz, hanif yani doğru yaşamış İbrahim’in dinine uyarız.") [Bekara 135]
(İbrahim ne Yahudi, ne de Hıristiyandı. O hanif bir müslüman idi. müşriklerden de değildi.) [Al-i İmran 67]
("Biz, Allah ve Onun indinde bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Eshata indirilene, Musa’ya, İsa’ya verilenlere, Rablerinden diğer peygamberlere gelenlere, onların hiç biri arasında fark gözetmeden inandık ve biz sadece Allah’a teslim olduk" deyin!) [Bekara 136]
(İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduğunu söyleyenlere de ki: siz mi iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı? Allah’ın bildirdiğini gizleyenden daha zalim kim olabilir. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.) [Bekara 140]
[Bu âyetlerden de her peygamberin müslüman olduğu, aynı imanı bildirdiği, Yahudi ve Hıristiyanların bâtıl olduğu anlaşılmaktadır.]
([Kur'an İsa’nın babasız olduğunu kabul ettiğine göre, ilahlığını da kabul ediyor" diyen yahudilere] De ki, gelin dua edelim, yalancıların üzerine Allah’ın laneti olsun diyelim.) [A.İmran 61]
(Ey ehl-i kitap, İsa, Allah’ın peygamberidir. Tanrı üçtür demeyin. Allah, ancak tek bir ilahtır. Çocuğu olmaktan münezzehtir.) [Nisa 171]
(Ey ehl-i kitap, resulümüz [Muhammed aleyhisselam] kitaptan gizlediğiniz şeyleri açıklamak üzere geldi. Size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap geldi.) [Maide 15]
(İsa’ya, Allah diyenler kâfir olmuştur. Halbuki mesih, "Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin!" demiştir. "Allah üçün üçüncüsü" diyenler de kâfirdir.) [Maide 72, 73]
(Meryem, İsa’yı doğurup kucağında getirince ona "Çok garip bir iş yapmışsın, baban kötü, annen iffetsiz değildi" dediler. Meryem, [sormaları için] çocuğu gösterince ona, "Biz çocukla nasıl konuşuruz?" dediler. Çocuk dedi ki, "Ben Allah’ın kuluyum, O bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı. Bana namazı ve zekatı emretti.") [Meryem 27-31] [İncilde emredilen namaz ve zekatı da tahrif etmişler.]
(İsa, "Ben Allah’ın resulüyüm. Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı, benden sonra gelecek Ahmed isimli Peygamberi müjdeleyici olarak geldim" demişti.) [Saf 6]
Bâtıl dinler
Yukarıya birkaçını aldığımız âyetlerden de anlaşıldığı gibi, Yahudilik ve Hıristiyanlık bozulmuş, bâtıl bir dindir. Hazret-i İsa ile ilgili âyetlerden ikisi de şöyle:
(Ey Meryem oğlu İsa, seni mukaddes ruh ile desteklemiştim, böylece beşikte iken, yetişkin olunca da insanlarla konuşmuştun. Sana kitabı, hikmeti, Tevratı ve İncili öğretmiştim. Çamurdan yaptığın şekle üfleyince benim iznimle kuş oluyor, anadan doğma körü ve alacalıyı benim iznimle iyileştiriyor, ölüleri benim iznimle diriltiyordun. İsrail oğullarının seni öldürmesinden ben kurtardım.) [Maide 110]
(İsa dedi ki "Allah, benim de, sizin de Rabbinizdir. Ona ibadet edin, işte doğru yol budur.") [Zuhruf 63,64]
Hazret-i İsa’ya ilah demekle, O yüceltilmiş olmaz. Allah’ın oğlu demek de Allah’a hakaret olur. Hazret-i İsa böyle sözler söylememiştir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah {Ey İsa, insanlara "Beni ve anamı Allah’tan başka iki ilah bilin" diye sen mi söyledin?} diye sorunca, o da, "Hâşâ, seni tenzih ederim. Bu söz bana yakışmaz" demiştir.) [Maide 116]
Russelci soruyor:
Sual: 19-Mukaddes kitapta, cine ait bilgi yok. Kur'anda var mı?
CEVAP
Hıristiyanlıkta neye ait bilgi var ki, cinlere ait bilgi olsun? Kur'an-ı kerimde mealen, (Cinlerden bir grup, "Biz doğru yola ileten harikulade güzel bir Kur'an dinledik. Biz de ona inandık. Artık Rabbimize asla kimseyi ortak koşmayacağız. Elbette Rabbimizin şanı çok yücedir. O ne eş, ne de çocuk edinmiştir. Bizim beyinsiz olanımız Allah hakkında pek aşırı yalanlar uydurmuştur" dediler.) buyuruluyor. [Cin 1-4]
Bir makine yapılınca, nasıl kullanılacağını, bakımının nasıl yapılacağını gösteren bir tarifname de hazırlanır. Allahü teâlâ, insan gibi muazzam bir varlığı yaratınca, onu hâşâ başı boş mu bıraktı? Onun ne yapacağını bildirmedi mi? Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
(Sizi boş yere yarattığımızı, hakikaten huzurumuza getirmeyeceğimizi mi sandınız?) [Müminun 115]
Kur'an-ı kerimde insanın ne yapması gerektiği bildirilmiştir. Kur'an-ı kerim eşsiz büyük bir mucizedir. İçinde en derin ilmi ve fenni bilgiler, medeni kanunlara örnek teşkil edecek ilmi ve hukuki esaslar, geçmişe ait birçok bilinmeyen malumat, insanlara verilebilecek en büyük ahlak esasları ve bunlara benzer, o zamana kadar hiç kimsenin bilmediği, bilemediği, tasavvur bile edemediği hususlar vardır.
Allah’a inanıyorum diyen bir kimse, Onun sıfatlarını bilmeden Allah’a inanmış sayılmaz. Allah kaç tanedir, yardımcıları var mı? Her istediğini yapabilir mi? Herhangi bir sebeple ölebilir mi? Bir başlangıcı veya sonu var mı? Her şeyi görür mü, görmesine engel teşkil eden şey var mı? Her şeyi işitir mi? Hangi varlığa benzer? Ondan başka yaratıcı var mı? Evi, barkı var mı? Her şeye gücü yeter mi? Evlenme ihtiyacı duyar mı? Yer içer mi?
Bütün bu suallerin hepsinin cevabı Kur'an-ı kerimde bildirilmiştir. Fakat İncillerde böyle bilgilere rastlanmaz. İmanın şartları nelerdir? Elfaz-ı küfr denilen, söyleyince insanı dinden çıkaran sözler nelerdir? Bunların hiçbiri İncillerde yoktur. Dünya dönüyor mu? Papazlar yıllarca dönmediğini zannetmişlerdir. İncillerde yazmayınca papaz ne yapsın?
Güneşin ayın hareketleri, takvim, ay, yıl, mevsime ait bilgiler, evlilik, talak hakkında bilgiler İncillerde yoktur. Namazın, orucun, zekatın şartları, tesettürün ölçüleri, kumar, gasp, hırsızlık, alış-veriş ve mirasa ait bilgilerin hiç biri Hıristiyanlıkta yoktur.
Refahı temin eden din
İslam dini, insanın hem ruhi, hem de maddi refahını temin edecek bir ahlak getirmiştir. Bu mukaddes din, sadece, fert ile Allah arasında rabıta kurmakla kalmayıp, fertlerin birbirlerine, hatta insanlık camiasına karşı haklarını ve vazifelerini şümullü olarak tanzim eder, hep ileriyi gösterir, ileriyi ister ve ilericidir. İlericiliğin ve dinamizmin mümessilidir. Bu din, insan ruhunu ve bütün insanlığı saadete kavuşturacak prensiplerden ibarettir. İslamiyet’te sınıflaşma yoktur. Herkes aynı haklara, aynı itibara sahiptir. Ferdin, muayyen bir topluluğun, hatta yalnız müslümanların değil, bütün insanlığın, hür ve medeni bir hayat seviyesine ulaşmasını emreder. Bunun için de, sosyal adaleti esas tutar.
İslam dini, ırk, milliyet, siyasi inanç, lisan ve tahsil seviyesi ayırt etmeksizin, her insanın şeref ve itibarına hürmet eder. Bu sebepten de, yabancılar arasında Müslümanlık yayılmaktadır.
|
|
| 03-03-2008 01:54 PM |
|
|
Tesekkür eden |
|
 |
merdo
Super Moderator
     
Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum:
Çevrimdışı
Reputation: 18
Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
|
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi
Hayret! İncili de inkâr ettiler
Sual: İncil değiştirildi diye yazmanız çok komik. Çünkü İncil diye bir kitap hiçbir zaman olmamıştır. Allah, İncil diye bir kitap göndermemiştir. İncil denilen şey aslında Allah’ın İsa’ya bildirdiği sözlü tebliğdir. Yani İncil yazılı bir kitap değil, sözlü tebliğdir. Şu anda var olan ve İncil denen kitaplar Allah’ın gönderdiği bir kutsal kitabın bozulmuş halleri değil, Hazret-i İsa'dan en az 50 yıl sonra yazılmaya başlanmış hikaye, hatıra kitaplarıdır. Zaten bunu biz Katolik Hıristiyanlar kabul ediyor fakat ek olarak bu kitapların özünün doğru olduğunu savunuyoruz. Diyoruz ki:
Evet İncillerde yazanlar Allah’ın sözleri değil, insanların sözleridir, İsa'dan en az 50 yıl sonra yazılmaya başlanmıştır, ama kulaktan kulağa geçen bilgilerin ve çok sayıda insanın anıları yazılmıştır, dolayısıyla bu kadar çok insandan yararlanılarak yazılan İncillerin özü, anlattığı temel konular doğrudur.
CEVAP
Hayret! (İncil diye bir kitap hiçbir zaman olmamıştır) iddiası, Hıristiyanlık tarihinde ilk defa yapılıyor galiba! Bir Hıristiyanın iddiası olabileceğine inanmamakla beraber cevap verelim.
Allahü teâlâ, (İsa'ya İncil’i verdik) buyuruyor. Sadece sözlü olarak bildirdik demiyor. İncil aynen Kur'an-ı kerim gibi vahiy ile geldi. Yani sözlü geldi. Aslı, Pavlos denen Yahudi tarafından ortadan kaldırıldı. Zamanla İnciller halini aldı.
Ama Hazret-i İsa'nın Allahü teâlâdan bildirdiği doğru sözleri bulunan İncil yok mu idi, vardı elbette. Onlar doğru olarak yazılmadı mı, yazıldı. Barnabas İncili bunlardan biridir. Yani en az hatalı olanlarından biri.
Kur'an-ı kerimde İncil’den bahseden âyet çoktur. Bazılarını aşağıda yazıyoruz.
İncil ile ilgili âyetler:
(Melekler, Meryem'e hitaben İsa hakkında sözlerine devam ettiler: Allah ona yazmayı, hikmeti, Tevratı, İncili öğretecek.) [Al-i İmran 48]
(Meryem, İsa’yı doğurup kucağında getirince, ona, “Çok garip bir iş yapmışsın, baban kötü, annen ise iffetsiz değildi” dediler. Meryem, [sormaları için] çocuğu gösterince, ona, “Biz çocukla nasıl konuşuruz?” dediler. Çocuk dedi ki: “Ben Allah’ın kuluyum, O bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı. Bana namazı ve zekatı emretti.”) [Meryem 27-31]
(Kendinden önce gelen Tevratı doğrulayıcı olarak peygamberlerin izleri üzerine, Meryem oğlu İsa'yı arkalarından gönderdik. Ve ona, içinde doğruya rehberlik ve nur bulunmak, önündeki Tevratı tasdik etmek, sakınanlara bir hidayet ve öğüt olmak üzere İncili verdik.) [Maide 46]
(Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene [verdiğim] nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes ruh [Cebrail] ile desteklemiştim; [bu sayede] sen beşikte iken de yetişkin çağında da insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı [okuyup yazmayı] hikmeti, Tevrat ve İncili öğretmiştim.) [Maide 110]
(Ey ehl-i kitap! İbrahim hakkında niçin çekişirsiniz? Halbuki Tevrat ve İncil, kesinlikle ondan sonra indirildi. Siz hiç düşünmez misiniz?) [Al-i İmran 65]
(İncile inananlar, Allah'ın onda indirdiği [hükümler] ile hükmetsinler. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fasıklardır.) [Maide 47]
(Her ikisi de kitabı [Tevrat ve İncili] okumakta oldukları halde Yahudiler: "Hıristiyanlar değer verilecek bir şey üzerinde değillerdir" dediler. Hıristiyanlar da "Yahudiler bir şey üzerine değillerdir" dediler. Kitabı bilmeyenler de birbirlerine tıpkı onların söylediklerini söylediler. Allah farklı görüşler serdettikleri şeylerde kıyamet günü onlar arasında hükmünü verir.) [Bekara 113]
(Kendisinden önceki Kitabları tasdik eden Hak Kitabı sana indirdi. Önceden insanlara yol gösterici olarak Tevrat ve İncili de indirmişti. O, doğruyu yanlıştan ayıran Kitabı indirdi. Doğrusu Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli azab vardır. Allah, suçlunun hakkından gelen mutlak güç sahibidir.) [Al-i İmran 3]
(Eğer ehl-i kitap iman edip [kötülüklerden] sakınsalardı, herhalde kötülüklerini örter ve onları nimeti bol Cennetlere sokardık. Eğer onlar Tevratı, İncili ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur’anı gereğince uygulasalardı, her yönden nimete ermiş olurlardı. İçlerinde orta yolu tutan bir zümre vardı, çoğunun işledikleri ise kötü idi.) [Maide 65-66]
(Ey Kitap ehli! Siz, Tevratı, İncili ve Rabbinizden size indirileni hakkıyla uygulamadıkça, [doğru] bir şey [yol] üzerinde değilsinizdir" de. Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun küfür ve azgınlığını elbette artıracaktır. Kâfirler topluluğuna üzülme.) [Maide 68]
(Yanlarındaki Tevrat ve İncilde yazılı buldukları o elçiye, o ümmî Peygambere uyanlar (var ya), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten men eder, onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. onunla birlikte gönderilen Nur'a [Kur'ana] uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır.) [Araf 157]
(Muhammed aleyhisselamla birlikte olanların [Eshabın] İncil'deki vasıfları şöyledir: Onlar filizlenmiş, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir hoşa giden ekine benzerler. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir.) [Fetih 29]
(Sonra bunların izinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik, ona İncili verdik; ona uyanların kalblerine şefkat ve merhamet vermiştik. Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmışlardır.) [Hadid 27]
(Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Tevrat, İncil ve Kur’anda söz verilmiş bir hak olarak Cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah’tan daha çok tutan kim vardır? O halde Onunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük kazançtır.) [Tevbe 111]
|
|
| 03-03-2008 01:55 PM |
|
|
Tesekkür eden |
|
 |
merdo
Super Moderator
     
Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum:
Çevrimdışı
Reputation: 18
Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
|
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi
Hıristiyanlıkta Teslis inancı
Sual: Teslis inancı İncillere ne zaman sokuldu?
CEVAP
İlk yazılan üç İncilin [Matta, Markos, Luka] hiçbirinde Teslise dair tek bir harf bile yoktu. 4. olarak ortaya çıkan Yunanca Yuhanna incilinde, Yunan filozofu Eflatunun teslis fikri görüldü. Barnabas İncilinde Allah’ın bir olduğu bildiriliyor. Kostantin, Eflatun’un teslis [Trinite] fikrini yeni İncile koydurunca, Papaz Aryüs, (Teslis yanlıştır, Allah birdir, İsa Onun oğlu değil, kuludur) deyince, Hıristiyanlar, onu aforoz ettiler. Aryüs Mısır’a kaçtı ise de, yine kurtulamadı, orada öldürdüler.
Teslis, Hıristiyan dininin esasıdır. Allah hem üç, hem bir derler. Bunlardan bir kısmı, Baba, Oğul ve Ruhulkudüs olarak kabul ederler. Bir kısmı da, Allah, Meryem, İsa derler. Hazret-i İsa için (Oğul tanrı, beşer [insan] cesedine girerek Hazret-i Meryem'den doğmuştur) diyorlar. Yani onun hem doğduğuna inanıyorlar, hem de ilah olduğuna. Doğmuşsa mahluktur [yaratıktır], buna Halık [yaratıcı] denir mi hiç?
Hıristiyanlar, Ruhulkudüs'ün Baba tanrıdan çıkıp İsa'nın cesedi ile birleşmiş bulunduğuna inanırlar. Müslümanlıkta Ruhülkudüs, dört büyük melekten Hazret-i Cebrailin adıdır. Bütün insanlara ruh üflediği gibi Peygamberlere de vahyi bildirir. Bütün ruhlar gibi Ruhülkudüs de yaratılmıştır.
Hıristiyanlar, Hazret-i İsa’nın çok ibadet ettiğine, daha sonra Yahudiler tarafından öldürüldüğüne, öldürülmek istenildiği zaman kaçıp gizlenecek bir yer aradığına, gizlendiği yerde tutularak asılırken şiddetli acılar çektiğine, (Ya Rabbi, beni niçin terk ettin?) diye Allah’a, halinden şikayet ettiğine, öldürüldükten sonra da Cehenneme gidip Hazret-i Âdem ile onun neslinden olan bütün peygamberleri oradan çıkardığına, üç gün sonra ölülerin arasından kalkıp göklere çıktığına ve Baba tanrının sağ tarafında oturduğuna inanırlar. Yani Hazret-i İsa, sonradan yaratılmıştır. Hazret-i Meryem'den doğmuş, süt emmiş, yiyip içmiş, insanlar arasında çocukluk ve gençlik çağını geçirmiştir. Şu halde sonradan olmuştur. Sonradan olan ve yiyip içmeye muhtaç olan birisi tanrı olamaz. Bu nasıl tanrı ki, Yahudilerin elinde aciz kalıp kurtulmak için bir sığınacak yer aramak gereğini duymakta, nihayet onların elinde çarmıhta öldürülmektedir?
Hem tanrıdır hem de çok ibadet ederdi denmektedir. Tanrı kendisine ibadet eder mi? Baba’nın sağına oturdu dendiğine göre, bu da kendisinin baba tanrıdan ayrı bir varlık olduğunu kabul etmek ve ona bir mekan isnat etmek olur. Tanrının ayrı bir tanrıya ve mekana ihtiyaç duyması acizliktir. Başka bir tanrıya veya mekana yahut başka bir şeye ihtiyacı olan tanrı olamaz.
İncillerde oğul tabiri, herkes için geçmektedir. Mesela Matta’nın yazdığı İncilde deniyor ki:
(Ne mübarektir barışçılar, çünkü onlar Allah’ın evladı diye anılacaklardır.) [5/9]
(Göklerde olan babanın evladı olasınız.) [5/45]
Eğer baba ve oğul olmak Hazret-i İsa hakkında gerçek anlamda ise, insanlar hakkında da, gerçek anlamda olur. Sadece Hazret-i İsa değil, bütün insanlar Allah’ın oğlu olur. Eğer baba tabiri insanlar için mecaz ise, Hazret-i İsa için de mecaz demektir.
Matta İncilinde Hazret-i İsa’ya peygamber deniyor:
(Orşelim'e girdiğinde, bu kim diye şehir galeyana geldi. Halk da bu Nasıralı İsa peygamber, dediler.) [21/10-11]
(Haça gerildikten sonra o Peygamber, elbisemi aralarında taksim edip kaftanım üzerine kur'a attılar demiştir.) [27/35]
(İsa, bir peygamber kendi vatanından başka yerde de itibarsız değildir, dedi.) [13/ 53- 54]
Hıristiyanlar, kendi yazdıkları kitaba da inanmıyor, İsa peygamber değil, ilah diyorlar.
|
|
| 03-03-2008 01:56 PM |
|
|
Tesekkür eden |
|
 |
merdo
Super Moderator
     
Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum:
Çevrimdışı
Reputation: 18
Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
|
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi
Baba kelimesinin anlamları
Sual: Hıristiyanlar niçin Allah’a baba diyorlar. Bir de Peygamber efendimizin dedelerinden olan Hazret-i İbrahim’in babasına kâfir denir mi?
CEVAP
Kur'an-ı kerimde, Hazret-i Yakub’a, (Baban İbrahim, İsmail ve İshak) buyuruluyor. (Bekara 133) Bilindiği gibi, Hazret-i Yakub, Hazret-i İshak’ın oğludur. Hazret-i İsmail amcası, Hazret-i İbrahim ise dedesidir. Demek burada, amcaya da, dedeye de baba denmiştir. Hazret-i İbrahim’in babası Taruh olduğu halde, amcası ve üvey babası Azer için Kur'an-ı kerimde (İbrahim’in babası) ifadesi geçmektedir. (Enam 74)
Hazret-i Âdem'e baba dendiği gibi, Hazret-i Nuh’a da ikinci baba denmektedir. Hadis-i şerifte, (Âdem ile Nuh arasında on baba vardır) buyuruldu. (Taberani)
Resulullah, amcası Ebu Talib’e baba ve bunun hanımı Fatıma binti Esed’e anne demiştir. Bu hadis-i şeriflerle sabittir. Türkistan’da, hürmet edilen kimselere de baba denildiği, Reşehat kitabında yazılıdır. Çeşitli milletlerde, amcaya, üvey babaya, kayınpedere ve yardımsever zatlara baba demek âdettir. İnsanlara iyilik eden, onları himayesine alanlara mecaz olarak, baba adam veya fakir babası denir.
Yaşlı kimselere de hürmeten baba denir. Eskiden tekke büyüğüne de baba denirdi. Bektaşi babası gibi. Bugün çete başlarına mafya babası denmektedir. Yaşlı kadınlara da, Ayşe ana, Fatma ana veya Hacı anne dendiği meşhurdur. Böyle söylemekle, yani baba demekle, o kimse bizim babamız olmadığı gibi anne dediğimiz kadın da annemiz olmaz. Bunlar hürmet için söylenir. Yine yaşlı kimselere, bir akrabalığımız olmadığı halde, Amca, dede, yaşlı kadınlara da, Teyze, nine deriz. Bunlar, gerçek anlamda değil, bir saygı ifadesidir.
Kayınvalideye ve kayınpedere, Ana-baba demek ise pek normaldir. Ceddimiz, kayınvalideye ve kayınpedere, Hanım anne, Bey baba da demişlerdir. Hakiki ana baba ile karışmamaları için böyle söylemek daha iyidir. Bazı yerlerde kayınvalideye Cici anne de diyorlar. Bunlar mubah âdetlerdir. Günah olmayan âdetlere uymakta mahzur yoktur. Hatta mubah olan âdete uymamak şöhrete, kalb kırmaya sebep olursa böyle âdetlere uymak gerekir. (Hadika)
Bugün bazı Hıristiyanlar, (Hepimiz Allah’ın çocuğuyuz. Allah hepimizin babasıdır. İncillerdeki Baba ve oğul kelimelerini böyle anlamak gerekir) diyorlar. Hıristiyanların çoğu ise, İncillerdeki baba kelimesini yanlış anladıkları için, hâşâ Allahü teâlâya İsa’nın babası demişlerdir. İncillerde baba, mübarek bir varlık ve oğul da sevgili bir kul demektir. Yani maksat, üç tanrı değildir. Baba ve oğul kelimelerinin kullanıldığı yerlerden çıkan mana şöyledir:
(Her şeyin hakimi ve maliki Allahü teâlâ, Hazret-i İsa gibi sevgili bir kulunu insanlara peygamber olarak göndermiştir.)
İncillerin eski İbranice nüshalarından yanlış tercüme edildiğini söyleyenler haklıdır. Zira İbranice’de Baba kelimesi, (Hürmete layık büyük bir şahsiyet) manasına da gelmektedir. Bunun için Kur'an-ı kerimde, Hazret-i İbrahim’in amcası olan Azer’e, (Azer denilen babası) denilmektedir. Oğul kelimesi de İbranice’de, kendisine son derece bir sevgi ile bağlı bulunduğu bir şahsı tasvir etmek için kullanılır. Matta İncilinin 5. babı, 9. âyetinde, (Ne mutlu barışçılara! Onlara Allah’ın oğlu denecektir) deniliyor. Burada Oğul kelimesi, (Allah’ın sevgili kulu) demektir. O halde, hakiki İncilde Baba, mübarek bir mevcut ve oğul da sevgili bir kuldur.
Netice:
İncillerde oğul tabiri, herkes için geçmektedir. Mesela Matta’nın yazdığı İncilde deniyor ki:
(Ne mübarektir barışçılar, çünkü onlar Allah’ın evladı diye anılacaklardır.) [5/9]
(Göklerde olan babanın evladı olasınız.) [5/45]
Eğer baba ve oğul olmak Hazret-i İsa hakkında gerçek anlamda ise, insanlar hakkında da, gerçek anlamda olur. Sadece Hazret-i İsa değil, bütün insanlar Allah’ın oğlu olur. Eğer baba tabiri insanlar için mecaz ise, Hazret-i İsa için de mecaz demektir.
|
|
| 03-03-2008 01:58 PM |
|
|
Tesekkür eden |
|
 |
merdo
Super Moderator
     
Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum:
Çevrimdışı
Reputation: 18
Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
|
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi
Hazret-i İsa insan idi, ona tapılmaz
Resulullah efendimize, Necran’dan bir Hıristiyan heyeti gelmişti. Necran, Hicaz ile Yemen arasında bir şehir idi. Bunlar, altmış süvari olup, içlerinden yirmi dördü büyükleri idi. Bunların içinde üçü en büyükleri idi. Reisleri Abdülmesih idi. İçlerinden Ebülhâris bin Alkama, en âlimleri idi. Ahir zaman Peygamberinin alametlerini İncilde okumuş idi. Fakat, dünya mevkiini, şöhretini sevdiği için müslüman olmuyordu. Çünkü, ilmi ile meşhur olup, kayserlerden ikram görür, birçok kiliselere emir verirdi.
Medine’ye gelip, ikindi namazından sonra, Mescid-i şerife girdiler. Üstlerinde süslü papaz elbiseleri vardı. O sırada, onların da namaz vakti gelmiş olduğundan, Mescid-i şerifte namaza kalkmışlar, Resulullah efendimiz de, (Bırakınız kılsınlar) buyurmuştu. Şarka doğru kıldılar.
Üç büyükleri konuşmaya başladı. Söz arasında, İsa aleyhisselam için, bazen Allah diyorlar, bazen Allah’ın oğlu, bazen de, üç tanrıdan biri diyorlardı. Allah demelerine sebep, ölüleri diriltir, hastaları iyi ederdi. Gaybları haber verir, çamurdan kuş yapıp üfleyince uçardı diyorlardı. Allah’ın oğlu olduğuna sebep, belli bir babası olmaması idi. Üçden birisi olmasına sebep de, Allah (yaptık, yarattık) diyor. Eğer bir olsaydı, (yaptım, yarattım) derdi diyorlardı.
Resulullah efendimiz, bunları dine davet etti. Birkaç âyet-i kerime okudu. İmana gelmediler. (Biz senden önce iman ettik) dediler. Resulullah efendimiz, (Yalan söylüyorsunuz! Allah’ın oğlu var diyenin imanı olmaz) buyurdu. Allah’ın oğlu değilse, o halde bunun babası kim, dediler.
Resulullah buyurdu ki: — Biliyor musunuz? Allahü teâlâ, hiç ölmez ve her şeyi varlıkta tutan Odur. İsa aleyhisselam ise yok idi ve yok olacaktır.
Onlar — Evet biliyoruz.
Resulullah — Bilmiyor musunuz, babasına benzemeyen hiçbir yavru var mı?
Onlar — Her yavru babasına benzer. [Koyun yavrusu, koyuna benzer.]
Resulullah — Bilmiyor musunuz, Rabbimiz her şeyi yaratıyor, büyütüyor, besliyor. Halbuki İsa aleyhisselam bunların birini yapmıyordu.
Onlar — Evet, yapmıyordu.
Resulullah — Rabbimiz, İsa aleyhisselamı dilediği gibi yarattı değil mi?
Onlar — Evet, yarattı.
Resulullah — Rabbimiz yemez, içmez. Onda değişiklik olmaz, bunu da biliyor musunuz?
Onlar — Evet, biliyoruz.
Resulullah — İsa aleyhisselamın anası var idi. O, her çocuk gibi dünyaya geldi. Onlar gibi beslendi. Yer, içer, zararlı maddeleri kendinden atardı. Bunu da biliyorsunuz değil mi?
Onlar— Evet, biliyoruz.
Resulullah — O halde, İsa aleyhisselam sandığınız gibi nasıl olur?
Onlar, bir şey demeyip, sustular. Biraz sonra:
Ya Muhammed “aleyhisselam”! Sen onun (Allah’ın kelimesi ve Ondan bir ruh) olduğunu söylemiyor musun, dediler.
Resulullah — Evet buyurdu.
Onlar — Eh, bu da bize yetişir diyerek inat ettiler.
Bunun üzerine, Allahü teâlâ, onları mübâheleye çağırmasını emretti. Resulullah efendimiz de, (Bana inanmıyorsanız, gelin sizinle mübâhele edelim.) Yani, (Hangimiz zalim isek, yalancı isek, Allahü teâlâ ona lanet etsin, diyelim!) buyurdu.
Allahü teâlânın bu emri, Âl-i imran suresinin, altmışbirinci âyet-i kerimesinde bildirilmektedir. Seyyid dedikleri Şerhabil, bunları toplayıp, (Bunun Peygamber olduğu her şeyinden anlaşılıyor. Bununla mübâhele edersek, ne biz kurtuluruz, ne de, bizden sonra gelenlerimiz kurtulur. Muhakkak bir belaya uğrarız!) dedi. Mübâhele etmekten kaçındılar ve (Ya Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”! Senden razıyız. Ne istersen sana verelim. Eshabından bir emin kimseyi bizimle beraber gönder, vergilerimizi ona verelim!) dediler.
Peygamber efendimiz yemin edip, gayet emin bir kimseyi sizinle gönderirim buyurdu. Eshab-ı kiram emin olarak kimin şerefleneceğini merak ediyorlardı. Resulullah efendimiz, (Kalk, ya Ebâ Ubeyde!) buyurdu. Ümmetin emini budur, diyerek beraber gönderdi.
Sulh şartı şöyle idi: Her sene, ikibin elbise vereceklerdi. Bini Recebde, bini Safer ayında teslim edilecekti. Her elbise ile de, kırk dirhem [135 gram] gümüş verilecekti.
Reisleri Abdülmesih ile seyyidleri Şerhabil, sonradan müslüman olup, Resulullahın hizmetinde bulunmakla şereflendiler. (S. Ebediyye)
|
|
| 03-03-2008 02:01 PM |
|
|
Tesekkür eden |
|
 |
merdo
Super Moderator
     
Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum:
Çevrimdışı
Reputation: 18
Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
|
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi
Hazret-i İsa Peygamberdir, ona tapılmaz
Büyük İslam âlimi, Tefsir-i kebir ve çeşitli kıymetli kitapların sahibi, imam-ı Fahreddin Razi “rahmetullahi aleyh” Âl-i imrân suresinde, altmış birinci âyet-i kerimeyi tefsir ederken buyuruyor ki:
Hârezm şehrinde idim. Şehre bir papazın geldiğini ve Hıristiyanlığı yaymak için çalıştığını işittim. Yanına gittim. Konuşmaya başladık. Bana, (Muhammed aleyhisselamın Peygamber olduğunu gösteren delil nedir?) dedi. Şu cevabı verdim:
Fahreddin Razi — Musa’nın, İsa’nın ve diğer Peygamberlerin “aleyhimüsselam” harikalar, mucizeler gösterdiği haber verildiği gibi, Muhammed aleyhisselamın da mucizeler gösterdiği haber verilmiştir. Bu haberler tevatür halindedir. Tevatür ile gelen haberleri, ya kabul eder veya red edersin. Red eder ve mucize, bir zatın Peygamber olduğunu ispat etmez der isen, mucizeleri tevatür ile bize haber verilen diğer Peygamberlere de inanmaman lazım gelir. Şayet tevatür ile gelen haberlerin doğruluğunu ve mucize gösteren zatın peygamber olduğunu kabul eder isen, Muhammed aleyhisselamın Peygamber olduğunu kabul etmen lazım gelir. Çünkü, Muhammed aleyhisselam; mucizeler göstermiş ve bu mucizeler, bizlere (tevatür) denilen sağlam haberler ile bildirilmiştir. Diğer Peygamberlerin peygamberliğine, tevatür ile bildirilen mucizeler sebebi ile inandığın için, Muhammed aleyhisselamın da, Peygamber olduğuna iman etmelisin!
Papaz — İsa aleyhisselamın, Peygamber değil, ilah, tanrı olduğuna inanıyorum.
[Tanrı, mabud demektir. Tapılan şeylerin hepsine tanrı denir. Allahü teâlânın ismi, Allah’tır, tanrı değildir. Allahü teâlâdan başka tanrı yoktur. Allah yerine tanrı demek, yanlıştır ve çok çirkindir.]
Fahreddin Razi — Biz şimdi Peygamberlik hakkında konuşuyoruz. İlahlıktan önce, nübüvvet mevzuunu hâl etmemiz lazımdır. Ayrıca, İsa aleyhisselamın, ilah olduğunu söylemen de bâtıldır. Çünkü, ilahın, tanrının, her zaman var olması lazımdır. O halde, madde, cisim, yer kaplayan şeyler tanrı olamaz. Halbuki, İsa aleyhisselam, cisim idi, insan idi. Yok iken var oldu ve size göre öldürülmüştür. Önce çocuk idi, büyüdü. Yerdi, içerdi. Bizim gibi konuşurdu. Yatardı, uyurdu, uyanırdı, yürürdü. Her insan gibi yaşamak için, birçok şeye muhtaç idi. Muhtaç olan, gani olur mu? Yok iken sonradan var olan bir şey, ebedi, sonsuz var olur mu? Değişen bir şey devamlı, sonsuz var olur mu?
İsa aleyhisselam kaçtığı, saklandığı halde, yahudiler yakalayıp astı diyorsunuz. İsa aleyhisselamın o zaman çok üzüldüğünü, bu durumdan kurtulmak için çarelere başvurduğunu söylüyorsunuz. İlah veya ilahtan parça kendisine hulul etmiş olsaydı, yahudilerden korunmaz mı, onları yok etmez mi idi? Niçin üzüldü ve saklanacak yer aradı? Vallahi, buna hayret ediyorum. Aklı olan kimse, bu sözleri nasıl söyler, buna nasıl inanır. Akıl, bu sözlerin bozukluğuna şahittir.
Üç türlü söylüyorsunuz:
1 — O gözle görülen cismani bir ilah imiş. Tanrı imiş. Âlemin ilahının cisim ve beşer olan İsa aleyhisselam olduğunu söylemek, yahudiler Onu öldürdüğü zaman, âlemin ilahını öldürdüklerini söylemek olurdu. Bu takdirde, âlemin ilahsız kalması lazım gelirdi. Halbuki, âlemin ilahsız kalması mümkün değildir. Ayrıca, yahudiler, haksız oldukları halde, bunların yakalayıp öldürdüğü, âciz, kuvvetsiz bir kimse, âlemlerin tanrısı olabilir mi?
İsa aleyhisselamın, Allahü teâlâya çok ibadet ettiği, taata çok rağbet ettiği hususu da, tevatür ile sabittir. İsa aleyhisselam ilah olsaydı, ibadet ve taatta bulunmazdı. Çünkü ilah, asla kendisine ibadet etmez. [Bilakis başkaları ona ibadet eder.]
Papazın sözünün bâtıl olduğu buradan da anlaşılmaktadır.
2 — İlah, Ona tamamen hulul etmiştir. O, Tanrının oğludur diyorsunuz. Bu inanış yanlıştır. Çünkü, ilah, cisim ve araz [sıfat] olamaz. İlahın, bir cisme hulul etmesi, imkansızdır. Eğer, ilah cisim olsaydı, başka bir cisme de hulul ederdi. Cisme hulul eden şey, cisim olur ve hulul edince iki cismin maddeleri birbirine karışır. Bu da, ilahın parçalanmasını icap ettirir. Eğer ilah, araz olsaydı, bir mahalle, mekana muhtaç olurdu. Bu ise, ilahın başkasına muhtaç olması demektir. Başkasına muhtaç olan ise, ilah olamaz. [İlahın, İsa aleyhisselama hulul etmesine sebep, ne idi? Sebepsiz İsa aleyhisselama hululü, tercihün bilâ müreccihdir. Bunun ise bâtıl olduğunu, Cevab Veremedi kitabımızda Allahü teâlânın bir olduğunu ispat ederken bildirmiştik.]
[Cevab Veremedi kitabını, Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun.. adresinden okuyabilirsiniz.]
3 — O, tanrı değildir. Fakat, tanrının bir parçası ona hulul etmiş, yerleşmiştir diyorsunuz. Eğer Ona hulul eden parça, ilahın ilah olmasında tesiri var ise, bu parça ilahtan ayrılınca, tamamen ilahlığı bozulur. Eğer bu parça, ilahın ilah olmasında tesirli değilse, tanrının parçası olmamış olur.
İsa aleyhisselamın ilah, Tanrı olduğuna delilin nedir?
Papaz — Ölüleri dirilttiği, anadan doğma körlerin gözünü açtığı ve Beras denilen, derideki çok kaşınan beyaz lekeleri iyi ettiği için, O tanrıdır. Böyle işleri ancak tanrı yapabilir.
Fahreddin Razi — Delil [alamet] bulunmayınca, medlulün [delilin delalet ettiği şeyin] bulunmayacağı söylenebilir mi? Delil bulunmayınca, medlul de olmaz, var olmaz dersen, âlem yaratılmadan önce, yani ezelde âlemi yaratanın yok olduğunu söylemiş olursun ki, bu bâtıldır. Çünkü, âlem [bütün mahluklar], yaratanın varlığına delildir.
Delil bulunmayınca, medlul bulunabilir dersen, ezelde mahluklar yok iken yaratanın var olduğunu kabul etmiş olursun. Fakat, İsa aleyhisselam ezelde yok iken, ilahın Ona ezelde hulul ettiğini söylersen, bunu delilsiz kabul etmiş olursun. Çünkü, İsa aleyhisselam sonradan yaratılmıştır. Ezelde var olması delilin bulunmaması demektir. Tanrının İsa aleyhisselama hulul ettiğini delilsiz kabul ediyorsun da, bana, sana, hayvanlara, otlara ve taşlara hulul etmediğini nereden biliyorsun? Delilsiz, bunlara hulul ettiğini niçin kabul etmiyorsun?
Papaz — İlahın İsa aleyhisselama hulul etmesi ile, sana, bana ve diğer varlıklara hulul etmemesinin sebebi açıktır. Çünkü, İsa aleyhisselamda mucizeler göründü. Sende, bende ve diğer varlıklarda böyle hârikulâde hâller görülmedi. Bundan ilahın Ona hulul edip, bize ve diğer varlıklara hulul etmediğini anlıyoruz.
Fahreddin Razi — İsa aleyhisselama hulul etmesine delil olarak, Onun mucizeler göstermesi olduğunu söylüyorsun. Delil olmayınca yani mucizeler görülmeyince, hulul edemeyeceğini niçin söylüyorsun? Sende, bende ve diğer varlıklarda harikalar, mucizeler bulunmadığı için tanrı bunlara hulul etmez diyemezsin. Çünkü, delil olmadığı halde, medlul bulunabilir demiştik. Buna göre, ilahın hulul etmesi, delilin bulunmasına, yani harikaların, mucizelerin görülmesine bağlı değildir. O halde, bana, sana, kediye, köpeğe, fareye de hulul ettiğine inanman lazım gelir. İlahın, bu aşağı mahluklara hulul ettiğini inandırmaya varan bir din, hak din olabilir mi?
Asayı [bastonu] ejder, yılan yapmak, ölüyü diriltmekten daha güçtür. Çünkü, baston ile yılan, hiçbir bakımdan birbirine yakın değildir. Musa aleyhisselamın asayı ejdere çevirdiğine inanıyorsunuz da, Ona, tanrı veya tanrının oğlu demiyorsunuz. İsa aleyhisselama niçin tanrı veya şöyle böyle diyorsunuz?
Papaz, bu sözüme karşı diyecek hiçbir şey bulamadı, susmaya mecbur oldu. (S. Ebediyye)
|
|
| 03-03-2008 02:15 PM |
|
|
Tesekkür eden |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
|