Hızlı Giriş:
Merhaba! (GirişKayıt)
Zaman: 08-09-2008, 02:50 AM


Cevap Gönder  Konu Gönder 
Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi
Yazar Mesaj
merdo
Super Moderator
******
Super Moderators


Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum: Çevrimdışı
Reputation: 18

Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
Mesaj: #21
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi

Hazret-i İsa ve Yılbaşı
Sual: Hıristiyanlar, Hazret-i İsa’nın yılbaşında geleceğine inandıkları için mi yılbaşını kutluyorlar?
CEVAP
Hıristiyanların, Hazret-i İsa’nın yılbaşında geleceğine dair bir inanışları yoktur. Onlar Hazret-i İsa’nın çarmıhtan öldüğüne inanırlar. (İnsanları günahtan kurtarmak için Tanrı, oğlu İsa’yı öldürdü) derler. Bazen İsa aleyhisselam için (Oğul Allah) bazen de (Tanrı üçtür. Üç tanrı birdir) derler. Bu saçmalıklar da İncillerde yapılan tahrifattan ileri gelmektedir. Hıristiyanların eğlenceleri, Noel Baba dedikleri hayali varlık içindir.

Kur'an-ı kerimde, Nisa suresinin 157 ve 158. âyet-i kerimelerinde, İsa aleyhisselamın öldürülmediği, öldürülen [Çarmıha gerilen] kimsenin başka birisi olduğu, İsa aleyhisselamın göğe kaldırıldığı bildirilmektedir. Al-i İmran suresinin 54. ve 55. âyetleriyle, başka surelerde de bu hususta bilgi vardır. İsa aleyhisselam, Hazret-i Mehdi [ve Deccal] zamanında gökten inecektir. (Mektubat-ı Rabbani c.2, m.67)

Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
(Allah’a yemin ederim ki, Meryem’in oğlu İsa, âdil bir hakem olarak aranıza inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak, İslam’dan başka şeyi kabul etmeyecektir. Mal o kadar çok olacak ki, kimse dönüp de bakmayacaktır.) [Buhari]

(İsa, âdil bir hakem olarak indiği zaman kin, nefret ve haset kalkacaktır.) [Müslim]

(Deccal çıkınca, İsa gelecek, Deccal’ı helak edecek, bundan sonra iki kişi arasında düşmanlık olmayacaktır.) [Müslim]

(İsa, Mehdi’nin arkasında namaz kılacaktır.) [İbni Hacer-i Mekki]

(İsa inince İslamiyet ile hükmedecektir. O zaman Allahü teâlâ, Müslümanlardan başka herkesi helak edecektir. Sonra yeryüzünde sükun emniyet meydana gelecektir. O kadar ki aslan deveyle, kaplan inekle ve kurt kuzuyla serbestçe dolaşacak, çocuklar yılanlarla oynayacaktır. İsa ölünce cenazesini Müslümanlar kaldıracaktır.) [Ebu Davud]

(İsa benim yanıma gömülecektir.) [Tirmizi]

[Açıklama: Hadis-i şeriflerde geçen, Domuzu öldürecek demek, domuz avına çıkacak demek değildir. "Domuz eti yemeyi yasaklayacak" demektir. Haçı kıracak, yani Hıristiyanlığı kaldıracaktır. Başka bir hadis-i şerifte (Mizmarları kıracak) buyurulmuştur. Yani her çeşit çalgıyı yasak edecektir.]





03-03-2008 03:54 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
merdo
Super Moderator
******
Super Moderators


Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum: Çevrimdışı
Reputation: 18

Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
Mesaj: #22
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi

Misyonerlerin uydurduğu hikaye
Sual: Bir misyonerin uydurduğu şu hikaye anlatılıyor. Bu hususta açıklama yapar mısınız?

(Bir misyoner, uydurduğu hikayede, meşhur bir Kur’an hocasının oğlunu ve torununu hıristiyan yapıyor. Bir hıristiyan, hocanın oğluna incillerden birini veriyor. Ona, “Kur’an beni kurtarmadı, değiştirilmiş İncil beni nasıl kurtarabilir ki?” dedirtiyor. Ama yine de okutuyor. İnciller sevgiden söz ediyormuş, günahlardan da temizliyormuş. (Ey İsa, sen benim rabbimsin) demiş. İsa, hocanın oğlunun hayatını değiştirmiş, bütün kötü alışkanlıklarını bıraktırmış.

Hocanın oğlu, hıristiyan olunca hiç kimse ona iş vermemiş. İsa’nın kendisini nasıl kurtardığını anlatınca, vahşi Müslümanlar ona hücum etmiş, polis onu tutuklamış. Karakolda, İncilleri komisere açıklamış. Komiser İncillerdeki gerçekleri öğrenince, onu serbest bırakmış.

Hocanın torunu esrar satıyormuş, kazandığı bütün parasını sekse ve kumara veriyormuş. Hıristiyan arkadaşını da birçok kere, seks filmlerine, içki içmeye veya kumara gitmeye çağırmışsa da, gitmemiş. Hıristiyana, “Sen neden böyle iyisin” demiş, o da, ben İsa imanlısıyım demiş. Hıristiyan buna bir İncil vermiş, günahı ve İsa'nın haçta bu torun için nasıl öldüğünü anlatmış. Toruna şunları söylettiriyor:
İsa, Tanrı ve ruhun, nasıl bir olduğunu anlayamadım. Tanrı, İsa ve Kutsal ruh düşüncesi çok karışıktı. Ama o, üçlü birliği açıkladı. Ben İnciller değişmiş sanırdım. Ama bu doğru değilmiş. Bir gece Yuhanna İncilini okuyordum ve İsa'nın haçta nasıl öldüğünü ve acı içerisinde nasıl kıvrandığını okudum. İşte o an günahkâr olduğumu anladım ve ağladım. Hıristiyanlığın doğruluğunu öğrenmek için, “Ey İsa gerçekten Kurtarıcı isen, gerçek tanrı isen hayatımı değiştir. Sigara, içki, kumar, kötü kadınlara ve kötü filmlere gitmek istemiyorum. İncillere boyun eğmek için, İsa sana iki aylık bir zaman tanıyorum” dedim. Bu iki ay içinde beni değiştirebilirse, ömür boyu Ona boyun eğecektim.

Sigarayı, içkiyi bıraktım ve diğer bütün kötü alışkanlıklarım sona erdi. İsa gerçekten hayatımı değiştirdi. Halbuki Müslüman iken, Allah’a yalvarmıştım da hiç faydası olmamıştı. İsa beni kurtardı. İsa’nın benim için haçta öldüğünü anladım. Beni kötü yerlere götürmek üzere gelen eski arkadaşlarıma “babam izin vermez” dedim. Baban kim dediler, «Tanrı İsa» dedim.

Bir gün biri, beni bıçakladı, ölmek üzere idim, «Ey rab İsa, ölmek istemiyorum, fakir ailem ne yapacak? Duy beni İsa ve onlar için beni kurtar» deyince, bir mucize olarak kurtuldum. Rabbim İsa, beni önce günahlardan temizledi, şimdi de hayatımı kurtardı.

Altı yıldır görmediğim eski bir arkadaşımın hanımının içine şeytan girmiş, hanımı delirmiş. Ona, İsa'nın kör, topal, felçlileri iyileştirdiğinden ve birçok insandan şeytan çıkardığından da bahsettim. Beni çok sevdiğini, ancak İsa’ya güvenemeyeceğini belirtti. Kur’anın en iyi kitap olduğuna inanıyordu. Kur’an hocaları yardım edemezse, İsa, karısı için ne yapabilecekti? Ona okuması için İncili verdim. Bir ay sonra İncili okumuş, ama o da, Tanrı, Tanrının Oğlu ve Kutsal Ruh üçlüsünün birliğini anlayamamıştı. “Tanrının nasıl İsa olduğunu anlamadım” diyordu. Hemen ona İsa'nın haçta neden öldüğünü açıkladım. Arkadaşıma, “İsa karımı iyileştir” de, dedim. Arkadaşım Rabla konuşmuş. Ona, (Ey İsa Tanrı isen, karımı iyileştir) demiş. Bir hafta sonra karısı iyileşmiş. Arkadaşım günahlarını İsa'ya itiraf etmiş. Çünkü o, günahlarımızın kefareti olarak çarmıhta, acılar çekerek canını verdi.)
CEVAP
Misyoner, sanki Müslümanlıkta; zina, içki, uyuşturucu kullanmak helal da, hıristiyanlıkta da haram gibi ve hıristiyanlar ahlaklı, müslümanlar ahlaksız gibi bir intiba [izlenim] vermeye çalışıyor. İçkinin, uyuşturucunun haram olduğu, hangi İncilde yazıyor ki? Aksine helal olduğu yazılı. İsa imanlısı olan sanki içki gibi kötü alışkanlıkları olmazmış.

İncil’de gerçekler varmış, ne gerçeği ise? Tek gerçek var, dört İncil birbirini tutmaz. İncillerin yazarları insandır.

Papaz, Kur’an-ı kerimle İncilleri mukayese etmeye cüret ediyor. İnciller sevgiden söz edermiş. Asıl sevgiden bahseden Kur’an-ı kerimdir:
(Allah, sabredenleri, iyilik edenleri, adalet edenleri sever.) [A.İmran 146, Bekara 195, Maide 42]
(Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever.) [Maide 54]

Hıristiyanlıkta üç tanrı var: Baba tanrı, oğul tanrı ve ruh tanrı. Üç tane tanrı mı olur denince, üçü bir diyorlar. Üçlü birlik diyorlar. Nasıl oluyor denince, 1+1+1=3 demek yanlış olur, doğrusu 1x1x1=1 diyorlar. Sayın papaz, ne diye üç tane biri çarpıyorsun, o zaman 100 tane biri de birbiri ile çarparsan yine bir çıkar. O zaman yüz tane tanrı demek de sana göre doğru olur.

Kur’an-ı kerimde (Kimse kimsenin günahını çekmez) buyuruluyor. (Enam 164) Fakat Hazret-i İsa, günahkârların günahını affettirmek gayesiyle fidye için çarmıhta öldürülmesini istemiş.

Burada sayısız yanlışlıklar var. Bir defa hıristiyanların tanrısı ne kadar vicdansız, suçsuz oğlunu, suçlular için öldürüyor. İkincisi ne diye öldürmeye gerek duyar ki, affettim dese ne olur sanki? Kanunu başkası mı koydu da, tanrıları buna uymaya mecbur olsun?

Hazret-i İsa eski günahkârlar için ölmüş ise, ondan sonra doğan günahkârların günahı için ne diye bir daha gelip çarmıha gerilmiyor? Bir kere ölmek yetiyor mu? Bizim için ölmüşse, ne diye hâlâ bizden günah çıkarılmaya çalışılıyor? Hıristiyanların tanrıları insanların günahlarını bilmiyorlar mı da, günah itiraf etme mecburiyeti getiriyorlar? Bu itiraf mecburiyeti hangi İncilde yazıyor? Böyle bir şey yok. Papazlar kilisenin değeri artsın diye böyle saçma sapan şeyler uydurmuşlar.

Sonra yeni doğan çocuklar, masumlar niye hıristiyanlarca günahkâr doğuyor da, Hazret-i İsa’nın kurban edilmesi gerekiyor? Yeni doğan çocuk ne günahı işledi? Madem günahkâr doğuyor, gider papaza, (Papaz efendi benim ve çocuğumun günahını çıkar) denir, o da şaraplı su ile vaftiz edince günahsız olur! Ne diye Hazret-i İsa’yı öldürüyorlar?

Sonra ne diye Allah’ın bir oğlu var? Kızı falan yok? Karısı kim? Oğula neden ihtiyaç duymuş?

Misyonerin kahramanı, oğul tanrı dediği İsa’dan iki ay mühlet istiyor. Tanrı iki ayda ne yapacak? Kur’an-ı kerimde (Ol deyince oluverir) buyuruluyor. İki aya ne hacet var? Eğer hıristiyanlık onu kötü alışkanlıklardan kurtarırsa, ömür boyu hıristiyanlığa boyun eğecekmiş. Hıristiyanlığın ne kanunları var da, ona boyun eğecek? İçki içmeyin, namaz kılın, zekat verin, hacca gidin gibi bir emirleri mi var? Adam öldürenin cezası bu, hırsızlık edenin cezası şu diye bir hüküm mü var? İnciller ortada, öyle bir hüküm yok. Hıristiyanlıkta hangi kural var? Bir hukuk, bir ceza sistemi mi var? Varsa; ne diye Hıristiyan ülkeler, onun emrine göre değil de, beşeri sistemlerle idare ediliyorlar?

Ne tarafından bakarsanız bakın, hıristiyanlık birer saçma hurafeler zinciridir.





03-03-2008 03:55 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
merdo
Super Moderator
******
Super Moderators


Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum: Çevrimdışı
Reputation: 18

Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
Mesaj: #23
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi

Hıristiyanlık ve akılcılık
Sual: Bir Profesörün, Batı bugün ilerlemesini akılcılıkla uyuşabilen Hıristiyanlığa borçlu demesi uygun mudur?
CEVAP
Ortaçağda hıristiyanlık büyük devletlerin resmi dini iken, korkunç bir karanlık devir yaşanıyordu. Hazret-i İsa’nın telkin ettiği insanlık esasları yerine, taassup, kin ve zulüm hakimdi. Hıristiyanlar, ilmin karşısına çıktılar. Dünyanın döndüğünü bildiren Galile’yi, dinsiz diyerek öldürmeye teşebbüs ettiler. Doktor ve teolog olan Michel Serve (Teslis) denilen üç tanrı inancını reddettiği için, protestan Calvin’in teşvikleriyle 1553’de Geneve’de diri diri yakıldı. (Kamus-ül alam, Larousse)

Tüyleri ürperten Engizisyon mahkemeleri kurarak yüz binlerce insanı haksız yere, çeşitli işkencelerle öldürdüler. Papazlar para karşılığında günah affettiler, Cennetten yer sattılar.

Ortaçağda, hıristiyanlık devlet halinde, hurafe içinde zulüm saçarken, İslam dini, refah ve huzur içinde yaşamak imkanı bağışlamış, müslümanlar her alanda ilerlemişti. İnsanlığı, hıristiyanların ilah dedikleri putlara insan kanı dökmek faciasından İslamiyet kurtardı. Bunun yerine, zekat, sadaka, adak gibi güzel hasletleri getirmekle sosyal adaletin temelini kurdu.

İslamiyet, bütün yenilikleri emreden bir dindir. Müslümanlar, tıpta, kimyada, astronomide, coğrafyada, tarihte, edebiyatta, matematikte, mühendislikte, mimarlıkta ve bunların hepsinin temeli olan güzel ahlak ve sosyal bilgilerde en üstün dereceye varmışlar, batının, bugün dahi büyük bir saygı ile andığı büyük bilginler, mütehassıslar yetiştirmişler, medeniyetin önderi olmuşlardır.

Hıristiyanlar, en modern bilgileri İslam üniversitelerinden öğrenmişlerdir. Bugün bile, hâlâ Avrupa dillerinde kimyaya “Chemie” ve cebire [Arapça El-cebir kelimesinden] "Al-gebra" adı verilmektedir. Çünkü bu ilimleri müslümanlar bulmuştur.

Hıristiyanlar, dünyayı tepsi gibi dümdüz ve etrafı duvarla kaplı zannederken müslümanlar, dünyanın yuvarlak olduğunu ve döndüğünü ispat etmişlerdir.

İlmin yayılması için gereken kağıt, 794 senesinde Bağdat’taki bir kağıt fabrikasında imal edilirken, hıristiyan batı, kağıt fabrikasını ancak 1100 yılında işletebilmiştir.

Cabir Hayyan, atom bombası fikrinin ve kimya ilminin babası olan büyük âlimdir. Ebul-Vefa hazretleri, Trigonometride, tanjant, kotanjant, sekant, kosegantı bulan matematikçidir. Müslümanlar, bütün bunları, hıristiyanlarca; doktorun büyücü, hastanın ise şeytana tutulmuş, günahkâr sayıldığı bir devirde gerçekleştirmiştir. (The Encyclopedia Americana USA 1973, The new Encyclopedia Britannica, Müslüman İlim Öncüleri, İslam Ansiklopedisi)

Batı bugünkü gelişmiş duruma hıristiyanlıktan uzaklaşmakla gelmiştir. Bir hıristiyan devleti olan Habeşistan, Hıristiyanlığa bağlı kaldığı müddetçe daha çok sürünür.

Eskiden olduğu gibi bugün de, hıristiyanlık, Avrupalı aydına yetmemekte, onu felsefi ideolojilere itmektedir. Akla zıt olan Hıristiyanlığı, kurtuluş çaresi gibi göstermek büyük bir gaflettir.

Bir batılının itirafı

Aşağıda konuşmasını aldığımız bayan Carly Fiorina, dünyanın en büyük şirketlerinden HP'nin yönetim kurulu başkanı. Bu şirket, Microsoft gibi, Linux gibi dünya devlerinden birisi olup esas iştigal alanı Bilişim Teknolojileri. Geçen Mayıs ayında Compaq Bilgisayar firması ile birleşmişler. Bayan Fiorina Temmuz 1999'dan beri bu şirkette. Bundan önce 20 yıl ABD'nin telefon şirketi AT&T 'de üst düzey görevlerde bulunmuş ve AT&T ile ilgili bir firmada başkan olarak çalışmış. Stanford Üniversitesi'nin "Ortaçağ tarihi ve felsefesi" bölümünü bitirmiş ve çeşitli dallarda master yapmış.


Minneapolis, Minnesota'da 26 Eylül 2001 "Teknoloji, piyasalar ve hayat tarzımız: Gelecekte neler olacak?" konulu bir konferansa, Carly Fiorina (HP'nin Başkanı), ana konuşmacı olarak davet edildi. Konuşmasının son dakikalarında tarihten örnekler vererek değerlendirmeler yaptı. Aşağıda belirtilen adresteki konuşmanın son kısımlarına ait tercüme şöyle:

"Konuşmamı tarihten bir örnek ile bitirmek istiyorum:

Bir zamanlar tarihte öyle bir medeniyet vardı ki, o dönemin en büyük medeniyeti idi. Bu medeniyet birçok kıtalara yayılmış, sınırları okyanustan okyanusa, kuzey iklimlerinden tropik iklimlere ve çöllere kadar uzanmıştı. O medeniyetin tebaası olarak, farklı ırklardan, farklı dillerden, farklı kültürlerden yüz milyonlarca insan yaşamıştı.

Bu medeniyette konuşulan dillerden bir dil, dünyada çok konuşulan bir dil haline gelmiş ve farklı kıtalardan insanlar arasında köprü olmuştu. Bu medeniyetin ordusundaki farklı milletlerden olan askerler, dünyanın belki de hiçbir zaman görmediği bir barış sundu, tebaasına ve dünyaya. Bu medeniyetin tacirleri, Latin Amerika'dan Çin'e ve arada kalan bütün ülkelere ulaşmışlardı.

Yeni buluşlar bu medeniyetin temel taşlarından biri olmuştu. Bu medeniyetin mimarları, yerçekimi hesaplarına dayanan binalar yapmışlar, matematik bilginleri, bilgisayarın temel logaritması olan algebrayı (cebiri) bulmuşlar ve kodlamayı keşfetmişlerdi. Doktorları, hastalıklara yeni ilaçlar bulmuşlar, uzay bilginleri gökyüzündeki yıldızları incelemişler ve onları isimlendirerek, bugünkü uzay çalışmalarının temellerini atmışlardı. Edipleri, binlerce romantik ve sihirli hikayeler yazmışlar ve şairleri kendilerinden öncekilerin yazmadığı şekilde sevgi üstüne şiirler yazmışlardı.

Öteki medeniyetler yeni fikirlerden korkarlarken ve sansür uygularlarken, bu medeniyet devamlı yeni fikirlere açık olmuş ve bilgiyi, kültürü devamlı canlı tutmuştu.

Günümüz Batı medeniyeti de bu özelliklerin bir çoğuna sahip, fakat benim sözünü ettiğim medeniyet, 800'den 1600 yılına kadar uzanan ve Osmanlı İmparatorluğu'nu da içine alan, Kanuni Sultan Süleyman'lar gibi hükümdarlar yetiştiren İslam medeniyetidir.

Bu medeniyetin bize sunduğu miras, bugünkü Batı medeniyetinin temelini oluşturmaktadır. Bugünkü teknoloji İslam matematikçilerinin sayesinde vardır. Sufî yazar Mevlana gibi yazarlardan çok şeyler aldık. Kanuni Sultan Süleyman gibi hükümdarlardan tolerans göstermeyi ve liderliği öğrendik.

Bu medeniyetten dersler çıkarmalıyız. Bu medeniyetin sunduğu liderlik mirasa değil, yeniliklere dayanmış, Hıristiyanlık, Müslümanlık ve Yahudilik gibi farklı farklı din ve kültürler mozaiğini esas almıştı. Zaten bu şekilde de 800 yıl ayakta kaldı.

Şu anki gibi kritik zamanlarda, biz de tarihteki bu medeniyetten ders almalı ve onun gibi sosyal yapı ve liderler yetiştirmeliyiz. Özetle, bu konuya, liderlik mevzuundaki tartışmaya ve fikir teatisine dikkatlerinizi çekmek istiyorum. "

KAYNAK
Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun..
Carly Fiorina
Minnepolis, Minnesota
September 26, 2001
"Technology, Business and our way of life: What’s next"





03-03-2008 03:56 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
merdo
Super Moderator
******
Super Moderators


Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum: Çevrimdışı
Reputation: 18

Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
Mesaj: #24
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi

Papazların isyanı
Sual: Hıristiyanlıkta Papaz niye evlenmez?
CEVAP
Papazların evlenmemesini de Allahü teâlâ emretmemiştir. Kendileri uydurmuştur. (Hadid 27)
Allahü teâlâ, papazların evlenmesini niçin yasaklasın? Bunu daha önceki rahiplerin uydurduğunu bilen papazlar, gayri meşru yoldan bu işi beceriyorlar. AIDS’li papazlar az değildir. Papazların günahları affetme yetkisi de çok gariptir. Papazın günah çıkarma yetkisi olunca, ne diye günah işlemekten çekinsin? Kısacası Hıristiyanlık hurafelerle doludur.

Basında yer alan bir haber:

Papazların isyanı
NEW YORK- Rahiplerin cinsel taciz ve çocuklara tecavüz eylemleri sebebiyle Katolik dünyası tarihinin en derin sosyal krizini yaşıyor. Aynı inancı paylaşan yaklaşık bir milyarlık Katolik dünyasının kalbi olan Vatikan’da çok itibarlı olarak kabul edilen iki rahibin sapıklıkla suçlanarak Papa tarafından görevden alınmasından sonra 60 milyon mensubu bulunan Amerikan Katolik Kilisesi’nde de sorgulama dönemi başladı. Yaşanan skandala değinen Time dergisi son sayısında, “Kilise Kurtarabilir mi?” başlığıyla konuyu kapaktan verirken, Katolik Kilisesi’nin devamlı taban kaybettiği belirtildi. Habere göre son yirmi yıl içinde tacize uğrayanlara bir milyar dolara yakın tazminat ödendiği de ortaya çıktı. Bunu çözmek için Amerika’nın önde gelen rahipleri, bu kuralın değiştirilerek, evlilik müessesinin rahipler için de olmasının şart olduğunu ileri sürdüler.

Amerika’nın tanınmış rahiplerinden Frank Mccourt, bu konuda “Evlenme yasağı insan doğasına aykırı, papazları günaha teşvik eden bu kural kaldırılmalı. Kilise kendi bindiği dalı kesiyor” diye konuştu. Florida Eyaleti’nin gözde kesimlerinden Palm Beach’te saygın bir din adamı olarak tanınan, 65 yaşındaki rahip Joseph Keith Symons sübyancı olduğunu itiraf etti ve görevinden istifa etti. Kimliği gizlenen bir erkeğin geçen ay Symons’u suçlamasının ardından sübyancı rahip suçunu itiraf etmek zorunda kaldı. İspanya’yı karıştıran eşcinsel rahip olayı da, daha önce İtalya’da yaşanmış ve kitap olarak da yayınlanmıştı. Eşcinsel Bir Rahibin İtirafları “Türkçe’ye de çevrilerek 2001 yılının Ekim ayında yayınlandı. Kitap Katolik dünyasında tartışma başlattı.

Vatikan’ı sarsan skandal
Polonyalı Başpiskopos Juliusz Paetz, genç rahip adaylarıyla sapık ilişkide bulunduğuna dair suçlamalarının ardından önceki gün istifasını Vatikan’a sunmak zorunda kaldı. Katolik kilisesini temellerinden sarsan skandal sonrası rahibin istifasını kabul etmek zorunda kalan Papa John Paul de yaşanan olayları utanç verici olarak nitelendirdi. Poznan’da görev yapan 67 yaşındaki Başpiskopos’un, papaz okullarındaki genç papaz adaylarının odalarına gece gizlice girdiği ve sapık ilişkide bulunduğu iddia ediliyordu. Polonya’da yayınlanan bir çok gazetede yer alan habere göre, Poznan’daki rahipler Başpiskopos Paetz’in sapık ilişkisinden uzun süredir haberdar idiler ve bunu Vatikan’a haber verdiler. Vatikan uzun bir süre geçtikten sonra Kasım ayında, bir soruşturma ekibi gönderdi. (Türkiye, 29.3.2002)

Güçlü toplumların çöküş sebebi
Geçen hafta, toplumların bugünkü insanlık dışı perişan halinin gerçek sebebini yansıtan iki haber yayınlandı gazetelerde. Bunlardan biri, eki ABD Başkanı Nixon’ın Beyaz Saray’daki ses kayıtlarının açıklanmasıydı. Güçlü toplumların çöküş sebebini şöyle açıklıyordu Nixon:

“Yunanlılara ne olduğunu biliyorsunuz. Eşcinsellik onları mahvetti. Elbette Aristo bir eşcinseldi ve hepimiz biliyoruz ki Socrates de öyleydi. Son altı Roma İmparatoru eşcinseldi. Papazlar, rahibelerle yatıyorlardı. Bu yıllarca devam etti, yüzyıllarca. Şimdi eşcinselliğin yaygın olduğu İngiltere’nin haline bir bakın, Fransa’ya bakın.”

Nixon, konuşmasının devamında, “Güçlü, refah seviyesi yüksek toplumlar için en büyük tehlike, cinsî sapıklıklar ve bunların kaçınılmaz sonucu olan uyuşturuculardır” diyor.

İkinci haber, Papa 2. Jean Paul’un Nixon’ı doğrulayan açıklaması, daha doğrusu özür dilemesi haberiydi. Yıllardır Papalığın ısrarla yalanladığı; Papazlarla rahibeler arasındaki sapık ilişkileri, çocuklara yakınlık duymalarını Papa nihayet doğruluyor, iki rahibi görevden alıyor, kilise adına halktan özür diliyordu. Aslında bu tespitler; toplumların çökmesine, yıkılmasına sebep olan sapık ilişkiler ilk defa Nixon tarafından dile getirilmiyor. Aklı başında herkes tarafından, bütün tıp otoriteleri tarafından yıllardır dile getirilmekte, bunların önüne geçilmesi için tedbir alınması istenmektedir.

Bütün bunlara rağmen, Batı, tam aksine, homoseksüelliği, hatta erkek erkeğe evlenmeyi, lezbiyenliği yani kadın kadına beraberliği yasal hale getirmeyi bir özgürlük(!) olarak algılamakta ve tatbik etmektedir. Bazı ülkeler (Belçika, Hollanda gibi) uyuşturucuya bile belli bir ölçüde izin vermektedirler. Zararları bilinmesine rağmen, bilinmeyen gizli bir güç insanlığı yok etmek için ne gerekiyorsa yapmaktadır. Bu gizli güç, dünya siyasetini ellerinde tutan Yahudi ağırlıklı çok küçük bir azınlıktır. Bunlar, halkın refah seviyesini yükseltip, özgürlük adı altında her türlü sapıklığı, uyuşturucuyu yaygınlaştırıp, halkı uyuşturarak kendilerinin rahat çalışmalarını sağlamaktır. Yani insanlığa tahakküm etmektir.

Halbuki bu yapılanlar, eşyanın tabiatına aykırı şeylerdir. İnsana bir eşya kadar bile değer vermemektir. Batılıların makine ve cihaz imalatında en çok üzerinde durdukları şey, kullanma kılavuzudur. Israrla makinenin, kullanma kılavuzuna uygun kullanılmasını isterler. Buna uygun olmayan davranışlardan dolayı meydana gelen arızaları bunu garanti kapsamında saymazlar.

Bu cihazları imal eden insan da binlerce, milyonlarca cihazdan meydana gelmiş bir cihazlar manzumesidir. Cihaz imal eden, bundan verimli netice alınabilmesi için nasıl ki, kullanma kılavuzunu bildirmişse, insanı yaratan Cenab-ı Hak da; insandan en iyi bir şekilde istifade edilebilmesi için, insanın dünya ve ahiret huzuru için yapılması ve yapılmaması gerekeni bildirmiştir.

Bu da Cenab-ı Hakkın Peygamberler vasıtasıyla gönderdiği dinlerdir. Tabii ki bozulmamış dinler. Bozulmuş Hıristiyanlık değil. Örneğin, gerçek İncilde, papazların, rahibelerin evlenmesi yasak değildi, hatta çok evlilik bile caizdi. Oniki havariden biri olan ve Hıristiyanlarca ilk papa kabul edilen, Aziz Petrus evliydi. Daha sonra, Hıristiyanlık dinine, (Pavlus gibi hainler tarafından) papazların evlenmemesi, evlenmiş olan kimselerin boşanmaması, günah çıkarmak mecburiyeti gibi, mantık dışı kaideler konuldu. Bu yasak, fuhşu, sapık ilişkileri doğurdu.

Toplumların huzurunu sağlamada gerçek, bozulmamış dinden istifade edilmezse toplumlar teknolojik gelişmeler ve refah seviyesi ne kadar ileri olursa olsun huzur bulamazlar.

Huzur sağlamak için yaptıkları işler, huzursuzluğun kaynağı olduğundan çırpındıkça bataklığa batarlar. Bunun için huzur; tamamıyla insan fıtratına uygun olan, İslamiyet’in emir ve yasaklarına uymakla, İslam ahlakı ile ahlaklanmakla ancak sağlanabilir. (Mehmet Oruç, 29.3.2002 Türkiye)





03-03-2008 03:57 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
merdo
Super Moderator
******
Super Moderators


Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum: Çevrimdışı
Reputation: 18

Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
Mesaj: #25
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi

Yehova şahitleri kimdir
Sual: Yehova şahitleri kime denir?
CEVAP
Bu dinin kurucusu Amerikalı papaz Charles Russel’dir. İlkokul mezunudur. 1872 yılında kurmuş, 1916’da ölmüştür.

“Bin yıllık krallığın peygamberi” olarak kabul edilir. Önceleri Protestan presbiteryan kilisesine bağlı iken, sonra Protestan congregasionalist kilisesine üye oldu. Buradan da ayrıldı.

Russel, satışa çıkardığı bir buğdayın çok fazla ürün vereceğini, bu buğdayın mucizeli olduğunu ilan etti. Bu yalana inananlar bir avuç buğdayı 60 dolara alarak ektiler. Fakat istenilen ürünü alamayanlar, dolandırıldıklarını anlayanlar mahkemeye verdiler. Mahkemede bu buğdayın diğer buğdaylardan farkı olmadığını itiraf etti ve mahkum oldu.

Evlatlık kızı Rose Boly’ye tecavüz ettiği için karısı Maria Francis tarafından mahkemeye verilmiş ve mahkemede suçunu itiraf ederek hüküm giymiştir. Mahkeme, Russel’in “yalan yere yemin eden” bir yalancı olduğuna dair de bir hüküm vermiştir.

Bu din, bir zamanlar Russelizm adıyla anılmış ve bir cins Luthercilik olarak görülmüştür. Hedefleri tanrının denetiminde Hazret-i İsa’nın liderliğinde bir dünya krallığı, tek tip toplum düzeni kurmaktır. Yehova şahitleri 1917-1928 yılları arasında inançlarında 148 kadar değişiklik yaptılar. Karmakarışık bir inanç sistemi haline gelen Yehovacılık, gerçek Hıristiyanlık iddiası ile ortaya çıkmasına ve Yahudilikle Hıristiyanlık karması gibi görünmesine rağmen onlardan tamamen farklı bir inanış haline geldi.

Yehova: Bu kelimesinin aslı Yahvedir. Yahve İsraillilerin milli ilahlarının adıdır. Bu din, önceleri “Russel tarikatı” adıyla çalışıyordu. 1931’de “Yehova şahitleri” adıyla meydana çıktı. Dört incili esas alırlar.
(İsa’nın dünya krallığı başladı) diyerek, devletlerin sonunun yaklaştığını, tarihler vererek ortaya atmışlardır. Bu tarihler, 1914, 1918, 1925 ve 1975’tir. Tabii hepsi de boşa çıkmıştır.

Yehovacılar, yeni yorumlarla ayrı bir akım, ayrı bir Hıristiyanlık dini şeklinde görünürler. Bazı Hıristiyanlar (İsa üç tanrıdan biridir) derler. Yehovacılar için tek ilah Yehova derler ise de, (İsa, Yehovanın oğludur, üstün bir varlıktır) derler. Hazret-i İsa’yı ilah olmaktan çıkarmaları ve ruhu kabul etmemeleri Katolik, Ortodoks ve Protestanları kızdırmıştır.

Yehovacılara göre de, diğer Hıristiyanlar gibi, her çocuk günahkâr doğar. İnançlarını aşılamak için, Hıristiyanlıklarını gizlerler. Yehova yerine “Allah” ve diğer İslami terimleri kullanırlar. Bunlara ancak cahiller kanar, dinini bilen hiçbir Müslüman kanmaz.

Bunlar ahirete inanmaz. Cennetin dünyada olacağına, Hazret-i İsa’nın oradaki krallığına inanırlar. Ruhun ölmezliğine inanmazlar. Üçleme inancını yorumlamaları, bazı Hıristiyan mezheplerden farklı olmakla birlikte, onu reddetmezler. Dünya onlara göre bâkidir. Kendilerini bir millete ve vatana bağlı hissetmezler. Hıristiyanlık inancını benimserler. Hatta kendilerini asil Hıristiyan olarak tanıtırlar.
Bayrağa karşı çıkarlar, milliyet ve vatan sevgisini reddederler. Vatan bütünlüğü, vatan savunması ve askerlik yapmaya karşıdırlar. Zina dışında herhangi bir sebeple boşanmaya ve İncillere aykırı olduğunu ileri sürerek kan nakline karşı çıkarlar.

Tatlı, okşayıcı dillerle gençleri aldatmaya, Hıristiyan yapmaya çalışıyorlar. Çeşitli yollardan ele geçirdikleri adreslere broşür ve kitap gönderiyorlar. Şık, süslü giyinmiş güzel kızlar, kapı kapı dolaşarak, evlere bu kitap ve broşürleri bırakıyorlar. Bu oyuna gelmemelidir.

Yahudilik dışında bütün dinleri düşman bilirler. Yöneticilerin hemen hepsi Yahudidir. Yahudilerin 19 kitabını bunlar da mukaddes kabul ederler. 144 bin seçkin Yahudinin dünyayı yönlendireceğine, Cennetin dünyada olacağına, Hazret-i İsa'nın dünyadaki Cennette krallık kuracağına, Yehovacıların dışında herkesin ölüp bir daha dirilmeyeceğine ve ölen Yehovacıların dirileceğine ve bir daha ölmeyeceğine inanırlar. Her çocuk günahkâr doğar derler.

Bunlar, birçok yönden Selefiyecilere (Necdilere) benzerler.

Bazıları şöyledir:
1- Yehovacılar, "İlk Hıristiyanlar gibi, İncillere sarılalım" derler. Selefiyeciler de, "Yalnız Kur'ana sarılalım" derler.

2- Yehovacılar da, selefiyeciler de mezhebe, tarikata karşıdırlar. Selefiyeciler, birçok tasavvuf büyüğüne kâfir derler.

3- Yehovacılar, ilk Hıristiyanların yolunda olduklarını söylerler. Selefiyeciler de aynı mantıkla ilk Müslümanların yolunda olduklarını söylerler. (Selef, ilk Müslümanlar manasına gelir.)

4- Yehovacılar Cehennemi inkâr ederler. Selefiyeciler de, pirleri olan İbni Teymiye gibi Cehennem sonsuz değil derler.

5- Yehovacılar, Allah insan gibi düşünür diyerek "Tanrının düşüncesi" tabirini kullanırlar. Selefiyeciler de, "Kur'ani düşünce, İslam düşüncesi" gibi tabirler kullanırlar. Halbuki İslamiyet’i bir düşünce olarak kabul etmek küfürdür.

6- Yehovacılar da Selefiyeciler de, Allah gökte derler.

7- Yehovacılar ruha inanmaz, "elektriğe benzeyen kişiliksiz bir kuvvet" derler. Bazı selefiyeciler de meleklere, rüzgar, tabiat kuvvetleri derler.

8- Yehovacılar, doğum günü kutlamazlar. Doğum günü kutlamasına yaratıklara tapınmak derler. Selefiyeciler de doğum günü olan mevlidi bid’at sayar, Peygambere tapmak derler.

9- Yehovacılar, kadere inanmazlar. Selefiyecilerin bir kısmı da kadere inanmaz.

10- İncilleri işlerine geldiği gibi yorumlar, Yehovacı olmayanlara kâfir derler. Selefiyeciler de, Kur'anı işlerine geldiği gibi yorumlarlar. Selefiyeci olmayanlara müşrik derler.

İbni Sebe, bir Yahudi’dir, Hıristiyanlığı bozan Pavlos da Yahudi’dir. Selefiyecilerin Yehovacılara benzemeleri tesadüf değildir. Her bozuk fırkanın altında, bir Yahudi veya İngiliz parmağı vardır. Her taşın altında onlar gizlidir.





03-03-2008 03:58 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
merdo
Super Moderator
******
Super Moderators


Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum: Çevrimdışı
Reputation: 18

Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
Mesaj: #26
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi

Misyoner faaliyetleri
Sual: Misyonerlerin faaliyetleri nelerdir?
CEVAP
Genel olarak misyonerlerin görüşleri şöyle:
(Müslümanları hıristiyan yapmak, gerek Katolikler, gerekse Protestanlar tarafından çok makbul sayılan bir iştir. Çünkü, müslümanları hıristiyan yapmak, çok müşküldür. Zira müslümanlar, her şeyden önce ananelerine son derece sadıktır. Ancak aşağıdaki hususlar iyi netice vermektedir.

1- Müslümanlar umumiyetle fakirdir. Fakir bir müslümana bol para vererek veya ona bir hıristiyan yanında iş imkanı sağlayarak, kendisini Hıristiyanlığa teşvik etmelidir!

2- Müslümanların çoğu, din ve fen bilgilerinde cahildir. Ne Kitab-ı mukaddes, ne de Kur'an-ı kerim hakkında tam malumatları yoktur. İbadet etmek için kendilerine gösterilen bir tarzı, şartlarını anlamadan ve hakiki ibadetin ne olduğunu bilmeden, gafil olarak tatbik ederler. Çoğu Arabi bilmediği ve İslam ilimlerinden haberdar olmadığı için, Kur'an-ı kerimdeki ve İslam âlimlerinin kitaplarındaki ince bilgilerden tamamen habersizdir. Ezberledikleri bazı âyetlerin tefsirini bilmeden, okurlar. Hele Kitab-ı mukaddesi hiç bilmezler.

Onlara hocalık eden müslüman din adamlarının çoğu da, İslam âlimi değildir. Müslümanlara, yalnız ibadetin nasıl yapılacağını gösterirler. Onların ruhuna hitap edemezler. Böyle yetişen müslümanlar, din hakkında derin bilgi sahibi olmadan, dinin esaslarını bilmeden, gösterilen tarzda ibadet ederler. Müslümanlığa muhabbetleri, Müslümanlığın esaslarını bildiklerinden değil, ana-babalarından gördükleri ve hocalarından öğrendikleri şeylere olan kuvvetli imanlarından ileri gelir.

3- Müslümanların çoğu, kendi dillerinden başka lisan bilmezler. Hıristiyanlığın lehinde veya aleyhinde yazılmış kitapları okumak şöyle dursun, dünyada böyle kitapların mevcut olduğundan bile haberleri yoktur. Onlara kendi dillerinde yazılmış ve Hıristiyanlığı bol bol metheden kitaplar verin, okusunlar. Bu kitapları verirken, bunların içinde yazılı olan şeylerin onların anlayabilecekleri kadar basit ve açık ifadeli olmasına son derecede dikkat edin. İçinde ağır cümleler, büyük fikirler bulunan kitaplardan hiçbir fayda hasıl olmaz. Bunları anlamazlar ve okurken sıkıldıkları için, bir tarafa atarlar. Sade söz, sade cümle, sıkmayacak ifade esastır. Karşınızdaki insanların çok cahil olduğunu unutmayın.

4- Onlara daima şunu anlatın: (Madem ki hıristiyanlar ve müslümanlar Allah’a iman ediyorlar. O halde rableri birdir. Fakat, Allah Hıristiyanlığı hakiki din olarak kabul eder. Bunun ispatı meydandadır. Bakınız bir kere, görüyorsunuz ki, dünyada en zengin, en medeni, en bahtiyar insanlar hıristiyanlardır. Çünkü Allah, onları yanlış yolda olan müslümanlara tercih etmiştir. İslam ülkeleri fakir ve zaruret içinde iken, hıristiyan ülkelerinden yardım dilenirken, ilim ve fende çok geri kalmışken, hıristiyan ülkeleri medeniyetin en yüksek mertebesine vasıl olmuş, her gün daha da ilerlemektedirler.

Birçok müslüman, hıristiyan ülkelerinde iş bulmak için, oralara gitmektedir. Sanayide, ilimde, fende, ticarette, kısaca her şeyde hıristiyanlar müslümanlardan üstündür. Bunu kendi gözlerinizle görüyorsunuz. Demek ki Allah, İslam dinini doğru bir din kabul etmiyor. Onun bâtıl bir din olduğunu size, bu hakikat ile göstermek istiyor. Allah, hakiki din olan hıristiyanlıktan ayrılanları cezalandırmak için, onları daima sefil, hakir, perişan bir halde bırakacak ve müslümanların hiçbir zaman iki yakası bir araya gelmeyecektir.)

İşte misyonerler, bu yalanlarla müslümanları aldatıp hıristiyan yapmaya uğraşmaktadır. Ellerinde bol para olduğundan, bu paraları büyük miktarda, bu maksat için kullanmakta, müesseseler, hastaneler, okullar, spor salonları, eğlence yerleri, kumarhaneler, fuhuş evleri kurarak müslümanları iğfal etmeye, ahlaklarını bozmaya çalışmaktadır:

Zamanımızda, Yehova şahitleri denilen hıristiyan misyonerler, yukarıda yazılı tatlı, okşayıcı dillerle müslüman yavrularını aldatmaya, hıristiyan yapmaya çalışıyorlar. Telefon rehberlerinden aldıkları adreslere, broşürler kitap ve risaleler gönderiyorlar. Şık, süslü giyinmiş güzel kızlar, kapı kapı dolaşarak, evlere bu kitap ve risalelerden bırakıyorlar.

Müslüman uyanık olmalıdır! Dinini bilmeyenin aldatılması daha kolay olur. Dinimizi öğrenmek için piyasadan rasgele kitap almak doğru değildir. Bilhassa günümüzde yazılan Mısırlı, Suriyeli yazarların kitapları çok bozuktur. Bid'at ehlinin kitapları değil, bin yıldan beri her asra ışık saçan İslam âlimlerinin eserleri okunmalıdır. [Hakikat Kitabevinin yayınları, bu kıymetli eserlerden türkçeye tercüme edilip derlenerek hazırlanmıştır. Sitemize Uye Olmadan Linkleri Goremezsiniz. Lutfen Giris Yapin veya Kayit Olun.. adresinden okunabilir ve temin edilebilir.]

Misyonerlerin yalanları
Sual: Misyonerler, Avrupa’nın kalkınmasına Hıristiyanlığı sebep gösteriyorlar. Hıristiyanlığın hüküm sürdüğü Ortaçağda, Avrupa geri değil miydi? Hıristiyanlık, hangi gelişmeyi emretmektedir?
CEVAP
Bugün hıristiyanların refah içinde olmasına karşı, müslüman ülkelerinde bulunan halkın fakir ve perişan olmasının din ile hiçbir alakası yoktur. Aklı başında olan herkes; eğer bugün müslümanlar zaruret içinde iseler, bunda kabahatin kendi büyük dinleri İslamiyet’te değil, bu dinin esaslarını bilmeyen veya bildiği halde tatbik etmeyenlerde olduğunu görür.

Hıristiyanların fen sahasında ilerlemesinde ise, Tevrat ve İncillerin değil, iman etmedikleri halde, Kur'an-ı kerimin gösterdiği saadet yoluna sarıldıkları, böylece kendi çalışkanlıklarının, gayretlerinin ve sebatlarının sebep olduğunu derhal fark eder.

Bizim dinimizde, çalışmak, dürüst ve sebat sahibi olmak, her şeyi öğrenmek, tekrar tekrar önemle emrolunduğu halde, bunu yapmayanlar şüphesiz ki, Allahü teâlânın gazabına uğrayacaklardır. Yoksa, müslümanların geri kalmalarının sebebi, hıristiyan olmadıkları için değil, hakiki müslüman olmadıkları içindir.

Japonlar hıristiyan olmadıkları halde, Kur'an-ı kerimin emrettiği gayret ve dürüstlük neticesi olarak optikte Almanları; otomobil sanayiinde Amerikalıları geçti.

1985’de, Japonya’da 5.5 milyon otomobil yapıldı ve bütün dünya buna hayret etti. Japon halkı, refah içindedir. Elektronik sanayiinde de, dünyayı geçmiştir. Japon hesap makineleri, Japon bilgisayarları, Japon mikroskopları, Japon teleskopları, Japon fotoğraf makineleri dünyayı kaplamıştır. Bunların hıristiyanlıkla bir alakası yoktur. Yalancı misyonerler acaba buna ne diyecekler ki?

Hıristiyanların yerli maşaları olan din düşmanları, temiz gençleri aldatmak için, (İslamiyet ilerlemeye engeldir. Hıristiyanlar ilerliyor. Tıpta, savaşta, haberleşmelerde kullandıkları fen aletleri, gözlerimizi kamaştırıyor. Biz de hıristiyanlara uymalıyız) gibi sözlerle, İslamiyet’teki güzel ahlakı, kardeşliği bıraktırmaya uğraşıyorlar ve Avrupalılara, Amerikalılara benzemeye ilericilik diyorlar. Gençleri, kendileri gibi İslam düşmanı yapmaya, felakete sürüklemeye çalışıyorlar. Halbuki İslamiyet, fende, sanatta ilerlemeyi emrediyor. Hıristiyanlar ve bütün gayri müslimler, babalarından, ustalarından öğrendiklerini yapıyorlar. Önceki neslin yaptıklarını, ufak tefek ilavelerle, tekrar yapıyorlar. Öncekiler yapmasalardı, bunlar hiçbirini yapamazdı.

Tarih gösteriyor ki, fendeki yenilikleri, hep müslümanlar yaptı. Fen bilgilerini, fen aletlerini yüz sene evvelki hâle kadar yükselttiler. Bu terakkilere, hep İslam dini ve bu dini tatbik eden İslam devletleri sebep oldu. Hıristiyanlar, haçlı seferleri ile İslam devletlerini yıkamadıkları için, siyasi oyunlarla, yalanlarla, hilelerle, içerden yıktılar. Bunların topraklarında, muhtelif rejimler kurdular. Fakat, İslamiyet’i yok edemediler. Müslümanlardan kalan, fendeki keşiflere, ilaveler yaparak bugünkü terakkiyi kendilerine mal ediyorlar. Yalnız kendi keyiflerini, zevklerini, menfaatlerini düşünenler, kötülüklerini ortaya koyduğu için, fen ve sanatı emreden İslamiyet’e gericilik diyorlar. Yahudiler, Hıristiyanlar, hatta başka din mensupları da Cennete, Cehenneme inanıyor, Mabedleri dolup taşıyor. Bu inananlara gerici demediklerine göre, fenne, sanata değil, zevk ve safaya, ahlaksızlıklara ilericilik dedikleri anlaşılıyor. Böyle asılsız ve haksız yalanlarla, İslamiyet’e küstahça, ilk saldıran İngilizlerdir.

Şimdi müslümanların, İslamiyet’in emrettiği, fen bilgilerine de sarılmaları, yine büyük sanayi kurarak yeni aletler yapmaları, Hıristiyanlardan üstün olarak, bütün insanlığı saadete kavuşturmaları gerekir.





03-03-2008 03:58 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
merdo
Super Moderator
******
Super Moderators


Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum: Çevrimdışı
Reputation: 18

Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
Mesaj: #27
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi

Hıristiyanın kestiği
Sual: Kur'an-ı kerimde Ehl-i kitabın kestiği hayvanın yeneceği bildiriliyor. Acaba bugünkü hıristiyanlar da ehl-i kitap mıdır? Kestikleri hayvanlar yenir mi?
CEVAP
Bugünkü hıristiyanların, dinlerinin esası teslistir. Yani, (İsa, tanrıdır veya tanrının oğludur, ebedi olan tek tanrı, onu çok seviyor. Onun her istediğini yaptığı, yarattığı için her şeyi ondan istiyoruz, ona ve onu temsil eden putlarımıza, bu niyet ile yalvarıyoruz. Tanrı ve oğul, çok sevilen kimse demektir) diyerek, böyle inananlara ehl-i kitap denir ve kestikleri yenir. Keserken, İsa veya üç tanrıdan biri derse, yenmez. Böyle inanır, fakat söylemezse, yine yenir.

Resmin, heykelin sahibinde ve haçta üluhiyyet sıfatı bulunduğuna inanarak, mesela, istediğini yaratır, hastaya şifa verir diyerek tazim etmek, küfür olur, şirk olur. Tazim etmesi ibadet, tapınmak olur. Hıristiyanlardan, (İsa Allah’ın oğlu, melekler de kızlarıdır) diyerek, kız-erkek resimlerine ve heykellere hürmet edenler müşriktir. Barnabas ve Aryüs mezhebinde olanları, böyle inanmadıkları için, müşrik değil, ehl-i kitaptır.

Bir peygambere ve bunun, sonradan bozulmuş olan mukaddes kitabına inanan bir kâfir, bu peygamber tanrıdır veya oğludur dese ve putlara yalvarırsa da, buna ehl-i kitap denir. Çünkü, ilah, rab, tanrı, baba gibi isimler, yardım eden, yaratılmaya sebep olan, çok sevilen manasına da kullanılır.

Bu isimleri, Hazret-i İsa’ya, bu manalar ile söyleyene müşrik denmez. Ona, üç tanrıdan biri veya tanrı denilmesi, hakiki bir söz değil, mecaz olur. İsa da, ebedidir. Her şeyi yoktan yaratır diyen Hıristiyanlar, ehl-i kitap değildir, kestikleri yenmez. Hazret-i İsa’yı sevdiklerinden dolayı, istediklerinin yaratılmasına sebep olmaları için putlara, heykellere yalvaran hıristiyanlar ehl-i kitaptır. Ehl-i kitabın hepsi de kâfirdir. (Hindiyye)

Besmelesiz kesmek
Sual: Gâvurlarla Amentü’de ittifakımız var diyen biri, (Allah ismini söylememiş, ama zıddını da ifade etmemişse kitap ehlinin kestiği yenir. Mutlaka besmele çekmiş olması yahut kendi dillerinde Allah'ın ismini söylemiş olması şart değildir) diyor. Besmelesiz kesilen hayvan leş olmaz m?
CEVAP
Evet, leş olur. Gâvurları savunmak için, (Amentü’de ittifak var) diyen birisi, onların besmelesiz kestiklerini niye yedirmesin ki? Bir âyet-i kerime meali:
(Leş, akıcı kan, pis hınzır ve Allah’tan başkasının adı ile kesilmiş olan hayvanları yemek haramdır.) [Enam 145]

Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Besmele ile attığın ok ile avladığını ye, av köpeğini de besmele ile salmışsan ve talimli köpek ise, yersin. Köpek talimsiz ise yetişip kesersen yersin.) [Müslim]

Besmele kasten terk edilirse leş olur. Unutulursa özür olur, mahzuru olmaz. İki hadis-i şerif meali:
(Hayvan keserken Allah’ın ismini söylemek gerekir. Eğer besmele unutulursa yerken söylemek yeter..) [Beyheki]

(Hayvanı keserken besmele ile beraber tekbir de getirin.) [Bismillahi Allahü ekber deyin.] [Taberani]

Hindiyye’de diyor ki:
Müslümanın veya ehli kitap olan kâfirin, Allahü teâlânın ismini veya bir sıfatını, herhangi bir dil ile söyleyerek, kestiği yenir. Söylemezse, hayvan leş olur. (Zebaih bahsi)





03-03-2008 03:59 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
merdo
Super Moderator
******
Super Moderators


Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum: Çevrimdışı
Reputation: 18

Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
Mesaj: #28
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi

Süryaniler
Sual: Süryaniler kimdir?
CEVAP
Süryanice konuşurlar. Katolik kısmından, Yakubiye fırkasındandırlar. Monofisiye inancında olup, İsa tanrıdır derler. Urfa patriki olan Yakub-i Berde’i tarafından kuruldu. Antakya patriki Mihaili Süryani tarafından yayıldı.

Mihail, miladi 1126 yılında doğdu. 1199 senesinde öldü. Yakub [m. 578] de ölmüştür. Hıristiyanlıkta monofisiye inancını, ilk olarak, İstanbul patriki Utiha çıkarmıştı. İskenderiye patriki Dioskorüs de buna uymuştu. Miladi [451] deki Kadıköy toplantısında, Dioskorüsün fikirleri red edilmişti. Miladın 405 senesinde ölmüş olan Mar-Maron isminde bir katolik papazı da Maroni fırkasını kurmuştur.

Suriye’deki Hıristiyanların bir kısmının Süryani, bir kısmının da Maroni oldukları Kamus-ül-a’lamda yazılıdır.





03-03-2008 04:00 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
merdo
Super Moderator
******
Super Moderators


Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum: Çevrimdışı
Reputation: 18

Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
Mesaj: #29
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi

Eflatun ve Hıristiyanlık
Sual: Din kitaplarında, (Allahü teâlâ, Adem aleyhisselamdan beri, her bin yılda, bir Peygamber vasıtası ile, insanlara bir din gönderdi. Bu Peygamberlere Resul denir. Her asırda, en temiz bir insanı Resul yaparak, bunlar ile dinleri kuvvetlendirdi. Resullere uyan bu Peygamberlere Nebi denir) dendiği halde, neden Hazret-i İsa ile Peygamberimiz arasında bin yıl yok?
CEVAP
Her iki Resul arasında bin yıl veya daha çok yahut biraz daha az olduğu din kitaplarında yazılıdır. Hazret-i İsa ile Peygamber efendimizin arasında da bin yıla yakın olduğunu din kitapları bildiriyor.

Roma İmparatoru büyük Kostantin, Miladın 320 yılında İznik’te 319 papazı toplayıp, bölünmüş Hıristiyanlığı birleştirmek istedi. Papazların hazırladığı Hıristiyanlık dinine, Eflatunun teslisini de soktu. Üç tanrılığı Eflatunun uydurmayıp, Hazret-i İsa’nın söylediğine herkesi inandırmak için, Eflatunun milattan 300 yıl önce yaşadığını ilan etti. Böylece, miladi yılların başlangıcı, 300 yıl geri alınmış oldu.

Platon ismi de verilen bu Yunan filozofu Eflatunun, İsa aleyhisselam zamanında yaşadığı Burhan-ı kat’i [Kesin delil] kitabında yazılıdır. Avrupa kitaplarında, Eflatunun, milattan, yani İsa aleyhisselamın doğumundan 347 yıl önce öldüğü yazılıdır. İsa aleyhisselamın doğumunu bilen az kimse olduğundan ve dünyada az kalıp, göğe çıkarıldığından ve kendisini ancak 12 havari bilip, İseviler az ve asırlarca gizli yaşadıklarından, milat, [Noel gecesi] doğru anlaşılamadı. Miladın, aralık ayının 25’inde veya ocak ayının 6’sında veya başka gün olduğu sanıldığı gibi, bugünkü miladi yılın 5 yıl fazla olduğu, çeşitli kitaplarda, mesela Hasib beyin 1915 baskılı Kozmoğrafya kitabında ve Takvimi Ebüzziya’da yazılıdır. O halde, miladi yıl, Müslümanların yılı olan hicri yıl gibi doğru ve kesin olmayıp, günü de, yılı da şüpheli ve yanlıştır. İmam-ı Rabbani hazretlerinin de bildirdiğine göre, 300 yıldan fazla olarak noksandır ve İsa aleyhisselam ile Muhammed aleyhisselam arasındaki zaman, bin yıldan az değildir.

Hadis âlimi İbni Asakir’in, Tabiinin büyüklerinden imamı Şabi’den haber verdiğine göre, Hazret-i İsa ile Muhammed aleyhisselam arasında, 963 yıl fark vardır. (Mevahibi ledünniyye c. 2, fasıl 3)

Hıristiyanlar arasında kendisine kıymet verilen Augustin, Hıristiyanlıktaki teslis inancının aynen Eflatunun felsefesinde bulunduğunu itiraf etmektedir. Hatta teslisi ispat için Eflatunun görüşlerini delil olarak zikretmektedir. Milattan 350 yıl önce ölen bir kimsenin fikirlerinin, Hıristiyanlık inançları ile aynı olması, Hıristiyanlığın fikirlerini Eflatundan aldığını göstermez mi? Doğrusu, Eflatunun, Hazret-i İsa zamanında yaşadığını gösterir.

Büyük İslam âlimi İmam-ı Rabbani hazretleri de şöyle bildiriyor:

Eski dinlerde, ülülazm Peygamberin vefatından sonra bin yıl içinde, yeni bir Peygamber gönderilirdi. Bunlarla, o Peygamberin dini kuvvetlendirilirdi. Onun dininin zamanı bitince, başka bir ülülazm Peygamber ile yeni bir din gönderildi. Muhammed aleyhisselam, Peygamberlerin sonuncusu olduğu için ve Onun dini hiç değiştirilemeyeceği için, Onun ümmetinin âlimleri, Peygamberler gibi oldu. İslamiyet'i kuvvetlendirmek işi bunlara yaptırıldı. (m. 209)

İsa aleyhisselamın sözlerini Eflatun işitince, (Biz temiz, olgun insanlarız, bize, doğru yol gösterecek kimseye ihtiyacımız yoktur) dedi. Ölüleri diriltiyor, körlerin gözlerini açarak, abraş denilen hastaları iyi ederek kurtarıyor. Yani, kendi fenlerinin, tecrübelerinin yapamadığı şeyleri yapıyor, diye işittiği bir kimseyi, gidip görmesi, halini incelemesi gerekirken, görmeden, anlamadan, böyle cevap verdi. Bu sözleri Eflatunun çok ahmak olduğunu göstermektedir. (m. 266)





03-03-2008 04:00 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
merdo
Super Moderator
******
Super Moderators


Mesajlar: 1,232
Grup: Super Moderators
Katılım: Feb 2008
Durum: Çevrimdışı
Reputation: 18

Tesekkür: 831
530 konuda 781 teşekkür!
Mesaj: #30
RE: Hıristiyanlık nedir ? Geniş bilgi

Noel Baba efsanesi
Sual: Bir ilahiyatçı profesör, (Noel Baba bizce de saygıya değer bir mümindir. Hazret-i İsa'nın tebliğ ettiği dîne inanmış, o dinde yetişerek evliya olmuştur) diyor. Bu yanlış değil mi?
CEVAP
Elbette yanlıştır. İsevilik tam yayılmadan, İsa aleyhisselam, henüz 33 yaşında iken göğe kaldırıldı. Allahü teâlânın gönderdiği dinin doğru olarak yayılması, ancak 80 yıl sürebildi. Sonra, Yahudi dönmesi olan Bolüsün devrimleri, ilkeleri her tarafa yayıldı. Bolüs, İsa aleyhisselama iman etmiş göründü. Kendini din âlimi tanıtıp, (İsa, Allahın oğludur. Bunun için, kendisinde ilahlık sıfatları vardır) dedi. Başka şeyler de uydurup söyledi. Şarabı ve domuzu helal etti. Kıblelerini, Kâbe’den güneşin doğduğu tarafa döndürdü. (Allahın zatı birdir, sıfatları üç türlüdür) dedi. Bu sıfatlara (Uknum) denildi. Münafık Yahudi’nin bu ilkeleri, İncil ismi verilen dört kitaba, özellikle Luka’nın kitabına karışarak, Hıristiyanlar fırkalara ayrıldı. İsa aleyhisselamda ilahlık sıfatı bulunduğuna inandıkları için, hepsi müşrik oldu. Birbirine uymayan 72 fırka meydana çıktı.

Yahudiler Hıristiyanlığı bozarak, her yönüyle saçma bir din meydana getirdiler. Hıristiyanlık, bu bozuk şekliyle her yere yayıldı. Doğru din olarak yayılmadığı gibi, İslamiyet geldikten sonra da nesh edildiği, yani hak din özelliğini kaybettiği için, Hıristiyanlıktan evliya çıkmadı. Bunun için Hıristiyanlarda evliya menkıbeleri olmaz, uydurma melek masalları bulunur. Meleklerde, erkeklik ve dişilik olmadığı halde, Melekleri kız olarak tasvir ederler. Aziz dedikleri kimseler, Hıristiyan görünüp İseviliği bozan Yahudilerdir. Bir çok Hıristiyan bile, Noel Baba’nın efsane olduğunu bilir. Buna rağmen ilahiyatçının öyle söylemesi, kraldan çok kralcı geçinmektir. Maksadı, Hıristiyanlara yaranmaktır.

Nikolaos denilen Noel Baba’nın, Antalya Kaş Gelemiş köyünde doğduğu ve Antalya civarında yaşadığını söyleyen Hıristiyanlar var ise de, bu tamamen bir efsanedir. Bu ilçeye böyle bir heykelin dikilmesi Hıristiyan emperyalizmine ve misyonerlere malzeme olmuştur
.





03-03-2008 04:01 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap Gönder  Konu Gönder 

Benzer Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleme: En Son Mesaj
  Mezhep Nedir ..? merdo 3 135 19-02-2008 12:13 PM
En Son Mesaj: merdo

Yazdırılabilir Bir Versiyon Görüntüle
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Üye Ol | Konuyu Favorilerime Ekle



Arşiv | RSS (Besleme) | Takım | Forumları Okundu Say Copyright ForumTema