MalatyaForum.Net

Sayfanın tam versiyonu: Benim Okullarım Hacı Ahmet Akıncı Lisesi
Şuan tam olmayan bir versiyonu görüntülüyorsunuz. Siteyi görüntülemek için, buraya tıklayınız.
Zaman tünelinden geçerken uğradığımız duraklardan biri olan gençlik dönemidir. Bu dönemin en verimli zamanları lise yıllarıdır. Ergenlik döneminden gençliğe evrilmenin yaşandığı lise yıllarında; özgürleşmenin, kendini ifadelendirmenin- tanımlamanın, arayışların içinde olunan zamandır. Kendini tanımlama sürecinde bu yönü etkileyecek her türlü etkene kulak verilir, dinlenilir. Lisede arkadaşlık, öğrencilik, sosyal- aile ilişkileri en etkili şekilde yaşanır.

İlkokulu köyde, ortaokulu ilçede okumuş biri olarak, liseyi ilde okumak her anlamda yeni bir aşama ifade ediyordu. Türkiye’de eğitimin en büyük rollerinden biri olan insanı köylerden, kırlardan şehirlere taşıma misyonu ile önemli etken oluyor. Şehirde yaşarken her daim köy – şehir çelişkisini içimizde yaşıyorduk. Köyde mayalanmış ruhumuz şehri anlamakta zorluk çekiyordu. Şehir fazla korkutucu gelmese de uyum gösterdiğimizde pek sayılmaz.

Köyde büyümüş ve yatılı okulda okumanın verdiği kapalı sosyal çevre lise yıllarında açılacaktı. Bu dönemde liseye kayıt için yer ararken yeni açılan bir okul olduğu söylendi. Hacı Ahmet Akıncı Lisesi biz başladığımızda 2. eğitim- öğretim yılındaydı. Liseye başlamanın heyecanı yanında il merkezinde bulunmanın verdiği sevinçte vardı. 373 nolu öğrenci olarak Okula başladığımda önce ili tanımak isteğiyle bazen bilen arkadaşlar rehberliğinde bazen kendimin şehrin bilmediğim sokaklarında gezinerek edindiğimiz izlenimlerle tanıma süreci başlamıştı.

Lisede okurken kalacak yer problemi doğmuştu. Ailem Arguvan’da olduğu için Malatya’da nerede ikamet edeceğimiz problemdi. Kardeşim Sait ortaokula gidecekti. Bunun çözümünü de bizim konumumuzda öğrencilerin kaldığı Kiğılı Öğrenci Yurdu’na yerleşerek halledecektik. Yurda alınmadan önce sınav yapılmış, ardından yerleşmiştik. Yatılı okuldan farkı okulun dışında olmasıydı. Yaklaşık 100 öğrenci kalıyorduk. Her şey belli bir düzen içerisinde yürüyordu. Sabah- öğle- akşam yemeklerini yiyorduk. Belli saatler dışında yurttan dışarı çıkmıyorduk.

Lisede sabahçı olduğumuz için sabah erkenden çıkıyorduk. Sabah namazına kalkıyor, ardından etüt yapıyorduk. Yemeğin ardından okula gidiyorduk. Okul çıkışı direkt yurda geliyorduk. Akşam yemeği ardından etüt yapıyor ve yatsı namazı ile birlikte uyuyorduk.

Düzenli bir hayat oluşmuştu. Yurt müdürü Adil Akkoyunlu’nun disiplinli idaresi vardı. O hepimiz için bir efsane gibiydi. O’na benzemeye çalışırdık. Hem babacan, hem de çok disiplinliydi. Dinin tanıma ve anlama süreci bu dönemde oluştu. Buradaki büyüklerimiz bizim için bir yerde öğretmen gibiydi. Halit Özhisar’ın bu anlamda benim için farklı bir yeri olmuştu. Kendisiyle beraber okula gider gelirdik. Okuyan bir kişi olarak düşüncelerimiz üzerinde bayağı etkiliydi. Bunun yanında Muhammed Ali Durur’da fikirlerimizin oluşmasında etkisi büyüktür. Okul dışında bir hoca- öğrenci ilişkisi içinde dünyaya bakış açımız şekilleniyordu.

Lise 1. sınıf çevreyi tanıma ve uyum süreciyle geçti. Yeni bir şehir, okul, sınıf ve arkadaşlar. Hiçbir fikirsel altyapısı olmayan bir kişi olarak büyük düşünce açlığı içerisindeydim. Kitap okumayı seviyor, tartışmaları yakından takip etmeye ve anlamaya çalışıyordum. Bu arada yeni şekillenen arkadaşlıklarla kimlik ve kişilikte belirginleşmeye başlamıştı. Lise yılları üç boyutlu geçecekti. Birincisi okulda, biri yurtta, biri de Boğaziçi’nde. Boğaziçi’inden maksat Boğaziçi Üniversitesi değil, Malatya’nın Boğaziçi Sivil Okulu idi. Burada çayevinde otururken değişik konulardaki düşünsel yorumlamalar dimağımızı şekillendirmeye başlamıştı. Yurttan ayrı zamanlarımızda hemen kendimizi buraya atardık. Kitapevine gider kitaplara bakar, yeni çıkan dergileri incelerdik. Bu anlamda dolu dolu bir yıllar olacaktı lise yılları. Yurtta Adil Akkoyunlu’nun sohbetleri, yurt kütüphanesi ile düşünce anaforunda kendimizi bulmuştuk.

Lise yıllarıma şahitlik eden en önemli belge; lise defterlerim. Lise defterlerinin sayfalarına düşülen notlar o yılları anlatan en önemli satırlar olarak önümde duruyor. Tüm dersleri topladığım iki defterim var. Bazı notlar düşmüşüm. Edebiyat dersi defteri, Öğretmeni; Nuran Söylem. İstiklal Marşı’nın anlam çözümlemesiyle başlıyor. Artık edebiyat kitaplarında yer almayan Divan Edebiyatı’ından parça incelemeleri( Fuzuli- Sinan Paşa- Baki), Çağdaş Türk ve Dünya Edebiyatı’ndan bölümler, edebiyat akımları vs. Türkçe dil bilgisinin değişik konularında notlar var. Dolu dolu bir defter. Ve kompozisyon bölümü. Bazı konular, atasözleri hakkında yazılanlar...

İngilizce Defterinde bir not: “2 Nisan 1991- Salı. Sınıf çok sessiz… Hocamız güzel bir fırça çekti… Bu sessizlik her zamanki gibi uzun sürmedi.” Edebiyat defterinde bir not: “11-03-1991 Tahsin Korkmaz Edebiyat dersinde ilk kez el kaldırdı.” Dersler genel anlamda eğlenceli geçerdi. Öğretmenlerimize yaptığımız şakalar, onların kızgınlıkları… Bazı öğretmenlerimiz kızgınlıklarından ağlarlardı. Dersler bittiğinde gülmekten karnımızın ağrıdığı olurdu. Öğretmenlerimize yaptığımız bu durumlardan dolayı lise öğretmeni olup aynı durumlara düşmek istemedim ve üniversiteye girerken lise öğretmenliklerini Edebiyat dışında bölüm tercih etmedim.

Okul Müdürü Hamit Yıldız. Müdür Yardımcıları Cemal Akdemir, Bayram Türkmenoğlu, İbrahim Ethem. Sanat Tarihi öğretmeni Semih Yıldırım, Beden Eğitimi Öğretmeni Ömer Kantik, Resim dersi öğretmeni Vehbi Bulurel, Biyoloji dersi öğretmeni Abdullah Sapmaz.

Felsefe- Mantık- Sosyoloji öğretmeni; Fulya Çetintaş. Not ortalaması 8. Coğrafya Dersi öğretmeni Aytaç Nevres. Not ortalaması 7.Tarih Dersi öğretmeni Sedat Yetiş. Not Ortalaması 7. Din Kültürü öğretmeni Zekeriya Demir Not Ortalaması 8. İngilizce Dersi Öğretmeni Aliye Deniz Not Ortalaması 7.

Düşünsel olarak yapılanmanın oluştuğu dönemler… O dönemde kitaplarını okuduğumuz- etkilendiğimiz yazarların düşünürlerin isimleri arka sayfalarda yerini almış. Muhammed Kutub, Mehmet Akif Ersoy, Cahit Zarifoğlu, Muhammed Ebu Zehra, Seyyid Kutub, Mevdudi, Mustafa İslamoğlu, Ahmet Günbay Yıldız, Cemalettin Afgani, Hasan Nail Canat, Zübeyir Yetik, Hekimoğlu İsmail, Muhammed Fadlallah, Yusuf İslam, Ayetullah Humeyni, Fethi Yeken, Mehmet Alagaş, Mutahhari, Abbas Medeni, Ali Bulaç, Fehmi Koru, HAMAS, Atasoy Müftüoğlu, Mehmet Pamak, Said Havva, Abdurrahman Dilipak. O dönemde kişiliğimizi, fikirlerimizi etkileyen kişiler olarak üzerimde çok etkili olmuşlardı. İslam’ı hayat ve devlet nizamı olarak düşünüp, bunu hayallediğimiz yıllar. Sloganlar içinde, çok kitap okuyarak ama bunları hep aynı perspektif içinde yorumlayarak tasavvurumuzu oluşturduğumuz yıllar. Ve marşlar, ezgiler. Türkü dinlemek veya sanat müziği söylemenin günah olduğunu düşündüğümüzden o dönemde daha çok İslami! Olduğunu düşündüğümüz ve pop müzikten apartılan parçalar dinlerdik. “Karanlığın Ortasında” isimli ezgi ilk ezberlediğim parça olacaktı. Yıllar sonra tekrar Arguvan Türküleri dinleyene dek bu devam etti.

Defterlerimizi o yıl yapılacak dünya şampiyonasında mücadele edecek ülkelerin takımlarında yer alan futbolcuların isimlerinin olduğu listeler var. Takımlardan bazılarının isimleri: İtalya: Zenga, Ancelotti, Schilacci, Vialli. Arjantin: Maradona, Canigga, Batista, Almanya: Klinsman, Wöller, Matheus, Brehme. İngiltere: Shilton, Lineker, Gasgoigne, David Plat. Hollanda: Rijkaard, Van Basten, Gullit.

En renkli öğretmenimiz İnkılap Dersi öğretmeni Yusuf Varol idi. Onun derslerde kullandığı bazı kelimeler sloganlaşmıştı. “ Örneğin, Mesela” , “ Bir daha tekrar etsek…” “Tahtaya çıkarıp yüzüne tükürsem yağmur yağıyor diyeceksin” öğretmenimizin kulakları biraz ağır işittiği için yavaş konuştuğumuzda işitmiyordu. Bir gün bir arkadaşımızı ders anlatması için tahtaya kaldırdı. Arkadaşımızda o hafta sonu oynanan Malatyaspor- Trabzonspor maçını anlatmıştı. Bizde hocamız gülmemizi görmesin diye kendimizi sıkmaya çalıştık ama boynumuz ağrıdı.

Lise ikinci sınıfta Edebiyat bölümünü seçmekle birlikte bu bölümün doğal yapısı gereği edebiyata biraz daha yakınlaşmıştık. Edebiyat hocamızın da buna katkısı büyüktü. Bir münazarada “Para insanı mutlu eder mi etmez mi” konusunda “Para insanı mutlu etmeye yeterli değildir” iddiasını savunmuştuk ancak kaybettik. Galiba çağın rüzgârı hızlı esmeye başlamıştı. Ancak yazdığım hiçbir kompozisyonlar öğretmenimiz tarafından başarılı bulunmazdı. Bende öyle düşünürdüm. Ama yazma sürecinin oluşması anlamında önemli katkılar oluşturuyor. Şimdilerde edebiyat derslerinde kompozisyon yazımı ne durumda bilmiyorum ama bizim dönemimizde önemli yeri vardı. Okul panosuna asılan bir tek kartvizit çalışmamız olmuştu. Onun dışında okulda ne aktif bir rol, ne de etkinlik içinde yer almıştım. Derslerde de çok başarılı olduğum söylenmezdi. Orta- alt seviyedeydim. Lise 1. sınıfta direkt geçmiş, lise 2’de teşekkür almış, lise 3’te ise ilk dönem 2 zayıf, ikinci dönem ise teşekkür alabilmiştim. Lise yıllarında takdir alamamıştım. Öğrenim hayatım boyunca hiçbir 19 Mayıs programında görev almamıştım- alamamıştım.

Lisede okulu benim için daha ziyade eğlenceli yönleriyle hatırlarım. Okuldaki birkaç arkadaş gurubu ile iyi diyalog içinde geçiyordu. Lisede bir yandan düşünsel paylaşımlarda da bulunuyorduk. Ancak sınıfta Mahmut Karadağ ve Davut Aygül dışında çok sıcak diyaloglar kurduğumuz söylenmezdi. Şimdi liseden kalan sosyal ilişkimin olduğu kimse yok. Mahmut şimdi nerede ve ne yapıyor merak ediyorum.

Okul hayatım boyunca olduğu gibi Hacı Ahmet Akıncı Lisesi’nde de okulda yapılan veli toplantılarına hiçbir zaman velim yani anne veya babam katılmadı. Bizi okumaya motive eden husus okumakla elde edeceğimiz konumlar (memuriyet gibi) ve köyden çıkış yolu olarak görmemizdi. Okumazsak köyde kalacak ve koyunlarımıza- keçilerimize çobanlık yapacaktık. Cebimizde cep harçlığı olmazdı. Yemeklerimizi yurtta yediğimiz için gerisi bizim tasarruf tedbirlerimize kalıyordu.

Lise dostluklarından geriye şimdi hatıralardan başka bir şey kalmadı. Sınıfımızdan kim, nerde, ne yapar bilmiyorum. Görüştüğümüz ve o günlerin devamı olacak dostlukları pekiştirecek bir diyalog olmadı. Şimdi her bir farklı yerlerde hikâyelerini yazmaya devam ediyorlar.

Öğretmenlerimizin bizler üzerinde çok önemli emekleri var. Onların ellerinden öper ve hayatta olanlara sağlık sıhhat, vefat edenlere rahmet diliyorum.

Cevat Benar

kaynak:www.korpekalemler.com
sevgili anlam Paylaşım başlıgınızı küçük harf kullanmalısınız...teşekkür ederim
Referans URL